Bayram İzlenimleri...

10 Dil ve Anlatım dersi öğrencilerimizin bayram ödevi:

Bir gazetede köşe yazarısınız. Önümüzdeki haftanın Pazar ekinde, bu bayrama dair gözlemlerinizi yazmayı planlıyorsunuz. Yazınızda geçmiş bayramlara ilişkin yaşantılarınızdan bir örneği de paylaşmaya karar verdiniz. Gözlem ve yaşantı örneğinizi, anlam bütünlüğü içinde bir paragrafta dile getiriniz. (Paragraflarınızı yorum bölümüne yazınız.)

Aşağıdaki yazı, bayramlaşma mesajlarının değişen niteliklerine dair gözlem ve deneyimlerin mizahî dokundurmalarla aktarımının bir örneğidir:

Kurban bayramlarının bir özelliği, ilk gün yaşanan kan felaketi ise, bir başka özelliği de tüm bayrama yayılan “mani bereketi”…
Bir önceki kuşakta bayram arifesi kaldırımlarda türlü çeşit posta kartlarından sergiler açılır, o kartlara özenle bayram dilekleri yazılır, postanede kuyruk olunup tebrik yollanırdı.
Nicedir bu adetin yerini cep telefonu mesajları aldı.
Ancak eski bayram kartlarının şahsi yaratıcılığı da yerini, tek elden çıkmış klişelere bıraktı.
Arifeden başlayarak mesaj kutularımız bayram konulu maniler antolojisine dönüyor.
Cep telefonunu titrete titrete gelen her mesaj, tavşanlara çektirilen niyet kağıtlarındakine benzer naif dörtlükler taşıyor bize…
Çoğu “forward” tabir ettiğimiz mesajlar bunlar:
Halk türküleri gibi kaynağı belirsiz… Cepten cebe geziyor ve her duyanın diğerlerine aktarmasıyla çoğalıyor.
Tek tek herkese kutlama yazmanıza gerek kalmıyor. Beğendiğiniz bir mesajı “Herkese gönder” talimatıyla postaladınız mı, cümle dost ve akrabanın bayramını kutlamış oluyorsunuz.
* * *
Kamyonların çamurluk yazıları ya da tosunların hela karalamaları gibi “cep manileri” de artık birer popüler kültür ürünü haline geldi.
Nostaljik olanlar kadar politik olanlar da var.
Mesela bu yıl aldıklarımdan “Eski bayramlar” başlıklısı şöyle diyordu:
“Bazen parlak jelatinli şeker,/
bazen avuca konan bozukluktu,/
ama unutma ki, her sefer
sevgi kokulu bir çocukluktu…”
Bazen de abartılı dilekler geliyor:
“Meleklerin kıskanacağı kadar tatlı,/
Tıbbı şaşırtacak kadar sağlıklı,/
Tarihin yazamayacağı kadar farklı/
Bir bayram diliyorum sizlere…” 
* * *
Politik kutlamalar ise mutlaka ülkenin genel durumuna “manidar” bir atıf içeriyor. Ve bu kategorideki her mani, sahibinin siyasi duruşunu ele veriyor.
Yine bu bayram gelen bir örnek:
“Bayram, haramla coşanların değil,/
Muhtaca yardıma koşanlarındır./
Nimet, hayırdan kaçanların değil,
Kalbi inançla dolanlarındır.”
Bu da iktisadi temelli bir mesaj:
“Mutluluğunuz enflasyon oranımız kadar çok,/
mutsuzluğunuz emekli maaşı kadar az olsun./
Bu şartlarda ne kadar mutlu olabilirsek,/
Bayramınız yine de kutlu olsun.”

* * *
Gençlerin cep bayramlaşmasına gelince…
Onlar kendi bayram anlayışlarını yansıtan, kısa ama “pahada ağır” mesajlar yolluyorlar birbirlerine:
“Altında Ferrari’n/
Üstünde Armani’n olsun/
Hadi bayramın kutlu olsun.”

* * *
Bir de her vesileyle eşe dosta mesaj yetiştirme telaşından sıkılmış “asabi”ler var.
Onların duygularını temsil eden bir mesajla bitirelim:
“Sizlerin ve yedi göbek sülalenizin gelmiş, geçmiş, gelecek kandil, ramazan, kurban, yeni yıl, eski yıl, 23 Nisan, 19 Mayıs, 29 Ekim, 1 Mayıs, 30 Ağustos, doğum günü, sünnet günü, düğün, nişan, sevgililer günü, evlilik yıldönümü, şehrinizin düşman işgalinden kurtuluşu, çilek şeftali, vs. festivali ve her ne kadar önemli gününüz varsa şimdiden kutlarım. Sonra vay aramadın, vay mesaj atmadın demeyin.”
(Can Dündar, Milliyet,13 Aralık 2008)

55 yorum:

  1. Bayramlarin da bircok insan gibi ruhlari vardir. Dedigim gibi 'bircok'. Cunku onlardan ayri durmus 'biraz daha cok' ruhsuzlari vardir bir de bayramlarin. Bana sorarsaniz bayramin merkezinde sevgi, saygi oturmaktadir. Yani 'Iyiki varsin dedecigim.' gibi bir cumle olabilir mesela bayramin merkez koltugunda oturan. 'Bayram olsada tatile gitsek kafami dinlesem biraz.' cumlesi ancak firsatci ve bencil bir insan ruhuna aittir bence. 'Nerede o eski bayramlar?' cumlesini kimsenin agzindan duymadiysaniz bile en kotu televizyondan duymussunuzdur hepiniz. Ben soyleyeyim ruhlari kacti. Nereye kacti? Iste o kismini bilemem ama geri gelmeyecegini soyleyebilirim. Bir cesit evrim gibi aslinda. Hani dokunmatik telefon kullanmaktan insanlarin elleri evrimlesecekmis ya bu kadar teknoloji kullanmaktanda insanlarin ihtiyaclari evrimlesmis sanki. Iste bu aci durumu en iyi anlatan gunler oldu bana kalirsa bayramlar. E tabi o da anlayanlara. Ama bunun ustunde durup dusenemeyiz; cunku cok onemli islerimiz var. Internete girip sanal sevgimizde bogulmak gibi... Yinede siz uzulmeyin dedeler, torunlariniz size sesli mesaj atarlar, seslerini de duymus olursunuz... (Duygu Acikalin 10f 871)

    YanıtlaSil
  2. Şimdi her dilde "Nerede o eski bayramlar?" lafları dolanıp duruyor. Ancak hiç kimse yakınmaktan öte gidemiyor. Yakınıp duracaklarına çözüm üretmeyi denemiyorlar. Örneğin bütün aileyi bir araya toplayıp, "Bu bayramı da ailecek geçirelim." demiyorlar. Yalnızca yakınıyorlar...
    Tabii herkes böyle değil. Bayramdan keyif alanlar yok mu hiç? Olmaz olur mu; var tabii. En çok da çocuklar bayramın keyfini çıkartanlar. Arife günü alınmış yeni ve gıcır gıcır olan rengarenk elbiseleriyle gittiklere her yerlere neşe saçıyorlar. Bazıları da ailesiyle beraber dışarı çıkip, geziyor hatta o büyük alışveriş merkezlerinde gördüğümüz oyun alanlarındaki oyuncaklardan bir ona bir buna geçiyorlardı.
    Bir bayram daha böyle geçti. Kmi her zamanki gibi yakındı, kimi ise ailesiyle gezdi, güldü, eğlendi. Ailesiyle bir arada geçirdi. Her koşulda bir bayram daha geldi ve geçti.
    (Tuğba BÜLBÜL, 10-F 853)

    YanıtlaSil
  3. Bayramlar güzeldir dediler bana küçükken hele içinde sevgi varsa öpecek bir çift elin sarılacak sıcacık bir kucağın varsa. Merak ettim, dedeme sordum. Anlattı.
    “ ‘Bayrama ne kadar kaldı?’ diye sorardık. Annemiz:
    ‘Yatacağız,kalkacağız...’ diye başlayan, çocuk aklımıza hitaben, bir sayma yöntemiyle ifade ederdi bayram sabahını.Ertesi gün yine sorardık.İçimizde kıpır kıpır sıcacık bir heyecanla, yüreklerimizde mutlulukla beklerdik bayram sabahlarını. Arife günlerinde tatlı bir heycanla uykuya dalardık, başucumuzda bayramlıklarımızla. Güzeldi.”
    Artık biliyorum ki zamanın kuytusunda kalıp gitti o mutlu günler; ama yine de ben bayram sabahı içimde öyle bir sevgiyle uyandım ki. Farkettim, babaannemin verdiği naftalin kokulu işlemeli mendille, dedemin verdiği güllü lokuma hasret kalmışım. Bahçedeki yaprakları sararmış çınar ağacı bile ayrı bir güzel geldi gözüme. En sevmediğim insanlar bile melek göründü. Hepsine sıkıca sarıldım ellerini öptüm. Anladım ki bayramalar içinde küskünlük yoksa güzelmiş.
    Bayram ziyaretlerine giderken yolumuz yoksul bir mahalleden geçti. Sokaklarda çoçuklar koşuşturuyordu. Torbalarına birer şeker de biz koyduk. Babam önceden hazırladığı harçlıkları verdi onlara. Anladım ki bayramlar içinde yoksulluk olmayınca güzelmiş.
    Nedendir bilinmez günümüzde bayramın anlamı tatil oldu, planlar aylar öncesinden yapıldı. Oysa bayramda yaşlılar çocuklarını, torunlarını beklerler. Sonra başka çocukları da beklerler el öpmeye. Tanısalar da, tanımasalar da fark etmez, büyük mutluluktur çocukların yüzünü güldürmek. Kendilerinin de yüzü güler, sevinirler. Tüm bu beklentiler ve heyecanlı bir telaş içinde yapılmış hazırlıklardan sonra bayram gelir. Pencere ve balkonlardan gelen geçen izlenir ve kapıya yaklaşması beklenen ayak sesleri dinlenir. Bayramdır ama kapı suskundur.Ben bu bayramda kapıları hiş suskun bırakmadım. Nasıl sevindiler, nasıl da özlemişler. Anladım ki bayramlar içinde hasret olmayınca güzelmiş.
    Geçip giden bir bayramla anladım ki bayramlar eskisi kadar olmasa da, yaşamayı bilene bugün de güzelmiş. (İpek Erdil 10/A)

    YanıtlaSil
  4. Dağhan Akkar 10/C17 Kasım 2011 18:36

    Her zaman yapılan bir karşılaştırma vardır: Eski bayramlarla yeni bayramların arasındaki karşılaştırmadır bu. Her zaman yapılan her tartışma gibi kalıp bir cevabı vardır bunun da tabii: “Eski bayramlar daha iyiydi; şimdi ne bayram kaldı ne seyran” şeklinde bir yakınma ve ardından gelen “Yozlaşmış gençler işte…” şeklinde bir yerinme, bir şikâyet makbuldür bu cevapta. Verilen bu yanıtın yanlış olduğu söylenemez; ama suç gerçekten “yozlaşmış” biz “gençlerde” midir? “Kuşak çatışması yüzünden bu insanlar böyle düşünüyor” diyeceksiniz. Haklılık payınız var; ancak bence göz önünde bulundurulması gereken, “değişmeyen değişimdir”. Geçmişten günümüze baktığımız zaman, değişimin giderek hızlandığını ve gün geçtikçe bir şeylerin değişmesi için geçmesi gereken zamanın daraldığını görüyoruz. Bu değişim, elbette öncelikle teknoloji alanında olmaktadır; daha doğrusu sıradan bir insanın değişiminden ve gelişiminden en çok etkilendiği alan teknoloji olarak kendini gösterir. Artık bir ay kadar bir zaman zarfı, sahip olduğunuz bir ürünün eskiyip teknoloji dünyasının sizi yepyeni, tanışmadığınız bir şeyle tanıştırması için yeter de artar bir süre oldu. İşler böyle olup da teknoloji hayatlarımıza bu kadar girince, hayatlarımız da değişiyor ister istemez. Mevzuyu aydınlatmak gerekecek olursa, teknolojinin günümüzde bize yepyeni ve daha çekici bir dünya yarattığını söyleyebiliriz. Gençlik de tabii ki bu yepyeni ve daha çekici dünyayı tercih ediyor el öpmelere… Hatta el öpüp biraz bayram “nostaljisi” yaşamak isteyenler için teknolojinin önderi Apple’nin uygulama mağazasında “bir sanal el öpme uygulaması” bile var. Yani, şezlongunuzda uzanırken istediğiniz tipte iki el öpüp okuduğunuz kitaba ya da dinlediğiniz müziğe devam edebilirsiniz. Ben söylemeden siz anladınız; tatil ihtiyacı da bizi tutucu bir bayram anlayışından uzaklaştırıyor. El öpecek yerde, hayatın yoğun temposundan kaçıp tatil yapıyoruz; yadırganamayacak bir şekilde… Elbette bana sorarsanız teknoloji önem sırasında önce gelmektedir. Bu gelişen teknoloji, bizlere yaşadığımız dünyayı tasa ve dertlerini silerek sunmaktadır. Eğer bir sorun olursa, bu dünyada “undo (geri al)” tuşuna basmanız yeterlidir. Bayram ziyaretlerinde veya misafirliklerde tabletiyle, müzik çalarıyla ve taşınabilir oyun konsoluyla oynayanları çok gördüm. 10 yaşında çocuklardı bunlar. Bu dünyanın “sıkıcılığından” kaçıp kendilerini eğlenceye vuruyorlardı. Kendini konuşmalardan soyutlayıp akıllı telefonundan mesajlar, e-postalar gönderenleri, kendine söylenenleri duymayanları da gördüm; bunlar ise 40 yaşında koca adamlardılar. Onlar da, kendilerini “kaybedilen zamanın zehrinden kurtarıyor, hayat denen maratonda iş arkadaşlarının gerisinde kalmıyorlardı”. Uzun lafın kısası, bugünün bayramlarını “bayram” gibi yaşayamıyor olmamız, ne yozlaşmış gençliğin ne de yozlaşmış hayat tarzının bir sonucudur. Bu, tam da “değişmeyen tek şey değişimdir” yargısından hareketle yorumlanmalıdır; çünkü değişen hayat, bizi kemikleşmiş bir bayram anlayışından uzaklaştırmaktadır. Yadırganıp, dışlanmaması gerekir; çünkü unutulmamalıdır ki, bırakılacak dünya gençliğe aittir.

    Dağhan Akkar 10/C

    YanıtlaSil
  5. Her geleneğimiz gibi bayram geleneklerimiz de körelmeye başlamıştır. Bu tıpkı e-kitabın hayatımıza girerek basılı kitabın yerini almaya başlaması gibidir. Teknolojiden önce, teknolojiden sonra bayramlar gibi de düşünebiliriz. Olayı teknoloji boyutundan ele aldıktan sonra bir de insanlık, bayramlaşma ve büyüklere duyulan saygı yönünden ele alalım. Rahmetliyi kaybetmeden önceki bütün bayramlarımızda bütün aile bir araya toplanır, ailenin dünyanın öbür ucunda olan mensupları bile ziyaretlerini eksik etmezlerdi. Şimdiki gözlemlerim ise bayramların uzun bir tatil olarak algılanarak şehir telaşından küçük bir kaçamak yapıldığı zaman aralıkları olmaları.Bunu yadırgamıyorum. Gelenek, zorunlu olmaktan çıktığı için bu sadece bana anlamsız geliyor. Daha fazla bozulmaması dilekleriyle

    YanıtlaSil
  6. Ozan Berk İMİR, 10/D 84217 Kasım 2011 19:25

    Elimizden hergün bir değerimiz yitip gidiyor. Bu değerler, ancak ileride sevdiklerimize anlatabileceğimiz bir anı olarak geçmişin tozlu raflarına konulmak zorunda kalıyor. Bu değerlerimizden en büyük kaybı yaşayan da bayram gelenek ve göreneklerimiz oluyor. Bayram gelenek ve göreneklerimiz, günümüz teknolojisi ve günümüz yaşam tarzının yoruculuğu ve karmaşıklığı arasında yitip gidiyor adeta. Bizse bu gidişe bir dur demektense ırmağın bizi yutmasına, çağlayandan atmasına izin veriyoruz. Bayramlarımdan gordugum kadarıyla akıntıya kürek çekmeyen yalnız bir değil binlerce kişi var. Günümüzde bayramlar tatil olarak görülüyor. İnsanlar pahalı tatil köylerine giderek buralarda zaman geçirmeyi, ailelerle geçirilebilecek kısıtlı bir zamana tercih ediyorlar. Artık bayramda yollar boş ve ıssız. Artık her kapı çalışımızda cevap alamıyoruz ve bayramın ziyaretleri zaman kısıtlılığımızdan dolayı ya kargaşaya karışıyor, yada günler günler sonrasında sonuç buluyor. Bu konuda ulaşacağımız çözüm ne gençlere ne de büyüklerimize düşüyor. Bu bir topluluk olarak bir görevimizdir ki, dilimizi savunduğumuz gibi, bayrağımıza sarıldığımız gibi, geleneklerimizi de kucaklamalı, değerlerimizi kaldırdığımız raflardan almalı ve en azından bir bilinç oluşturabilmeliyiz.

    YanıtlaSil
  7. Bayramlar eskiden ailecek birilerinin ziyaretine gidilmesinden, eş dosta hal hatır sorulmasından, küslerin barışmasından, kısaca insanların aile ve dostluk bağlarını güçlendirmek için özel olarak vardı. Şimdi ise akraba ziyaretlerini geçiştirmek, tatile gitmek, kafiye yeteneğini kanıtlamak ve yapılan bağışlarla bol bol övünmek için var. Çocukların bile tek düşüncesi el öpüp, para almak ve kapı kapı dolaşıp şeker toplamak oldu. Herkes bayramın insanlar için ne ifade ettiğini unuttu ve işine geldiği şekliyle kullanmaya başladı. Sonra da yaşlılara niye eski bayramları özlediği soruldu. Nasıl özlemesin? İnsanı sevdiklerini görüp, onlarla zaman geçirmek kadar mutlu edebilecek başka bir şey var mı ki hayatta? Ozan İncesulu 10-F 854

    YanıtlaSil
  8. Değişen her şey için insanlarda bir yakınma duygusu vardı, geçmişte de böyleydi şimdi de böyle. Tabi o zamanlarda da yaptığımız şeyin değerini bilmiyorduk. Sadece aklımıza bir kalıp gibi yerleşen "Ah eskiden böyle miydi..." cümlesini söylemekten daha ileriye gidemiyoruz. Örnek vermek gerekirse eskiden insanlar bayramların kıymetini yine bilmiyordu, onu bir tatil fırsatı gibi değerlendiriyordu. Şimdi de bayramlar bir tatil fırsatı olarak görülmekte. Daha somut örnek vermek gerekirse insanlar kitabın değerini hiç bilmediler ve şimdi elektronik ortamda okunabilen kitaplar çıkınca bir sürü karmaşa ortaya çıktı. Yok kitabın yerini alamaz, yok onlar insanların kafasını çelmek için ortaya sunulan aletler gibi. İyi de kardeşim sen kitabın değerini biliyor musun? Bayramlar da kitaplar gibi değişim göstermektedir. Hiç bir şeyin değeri kendi zamanında bilinmedi; ancak onun yerine yenisi gelince eski kıymete bindi. Ben de keşke böyle olmasaydı diyorum ama elimizden gelen bir şey yok. Şu güzel sözü de vererek konuşmamı bitiriyorum: "Değişmeyen tek şey değişimdir"
    Ege Mert Eke 10-F 548

    YanıtlaSil
  9. Ben ve ailem için bayramlar her zaman tatil yapma fırsatı oldu. Babam ve annemin iş yoğunluğundan yapamadığımız tatillerin hıncını bayramlardan çıkardık hep; yani ben şu yaşıma kadar gerçek bir bayram yaşamadım, büyüklerimin ellerini öpmeye gitmedim ya da bayram harçlığı toplamadım. Hani hiç hissetmediğin bir acının nasıl bir şey olduğunu yaşamadan bilemezsin ya ben de aynen öyle gerçek bayram çoşkusunun ne demek olduğunu bilmiyorum, hissedemiyorum içimde. Bu yüzden hep kurban bayramına vahşet olarak baktım uzun yıllar; ancak şu son iki yıldır farkettim ki aslında çok merak ediyorum eski bayramları, 'gerçek' bayramları. Gerçek bayramlar diyorum; çünkü bence her yıl bayramlar benliğini kaybediyor ve benim ailem için olduğu gibi bir tatil yapma fırsatı oluyor. Bunun için ailemi suçlamıyorum; çünkü bu ne yazık ki toplumun her kesiminin yaşadığı bir kayıp. Evet, bayramlarımızı kaybediyoruz, bayramlar artık birer kayıp oluyor. Umarım bunu çok geç olmadan farkederiz. Yoksa her yıl daha fazla kaybedeceğiz bayramlarımızı...
    Deniz SİSO, 10-F 447

    YanıtlaSil
  10. Nihayet bayramı da küstürdük kendimize… İnsanı insan yapan bütün özelliklerimizi, şımarık bir çocuğun eski oyuncaklarının yüzüne bakmadığı gibi, tarihe gömüyoruz. En sıkı ahbabı bilgisayarı olan yeni nesil için bayram denilince kalabalık evler, gereksiz harcamalar, yorucu işler ve sıkıcı akrabalar akla geliyor. İnsan sesiyle, bayram şekeriyle, kolonya kokusuyla ve hasret kalınmış bir eski dost sohbetiyle mutlu olan insanlar nereye gittiler? Aslında bayram eksik hayatlarımızın acı bir özetidir. Bugünün insanlarının, ileride gözleri dolarak anlatacakları anıları, geçen güzel yıllarını hesaplayacak fotoğrafları olmayacak. Bütün suçu teknolojiye atmayalım, insan gibi yaşamayı tembelce geçiştiren biziz.

    Gülce SEPİN, 10-F 915

    YanıtlaSil
  11. Bir bayramı daha geride bıraktık.Sanırım bu bayram benim el öperek harçlık alabileceğim son bayramlardan biriydi.El öpmek için de akraba ziyareti yapmak lazım tabi.Bu ziyaretlerden birinde annemin teyzesinin ettiği söz ise beni gerçekten düşündürdü.Bana "Zaten bayramlar da olmasa hiç gelmeyeceksiniz." dedi.Biraz düşündükten sonra fark ettim ki o eve en son bundan iki yıl önceki bayramda ayak basmıştım.Bayramın en güzel geleneğidir aslında bu ziyaretler fakat artık bunlar da azalmakta.Belki de hayatın yoğunluğu insanları bu ziyaretleri gerçekleştirmek yerine bayramları dinlenip tatil yapmaya itiyor fakat umuyorum bayramın bu en güzel geleneğinin en körelmiş hali, günümüzdeki hali olur...
    Mert Kara 666 10F

    YanıtlaSil
  12. Ben her yıl bayramları "geleneksel bayram" olarak tabir edildiği gibi yaşadım. her bayram büyüklerimin elini öptüm onlarla elimden geldiği kadar çok görüşmeye çalıştım. şimdi bakıyorum da çoğu genç ne anneannelerini ne de dedelerini hatırlıyorlar. sadece gençler değil o gençlerin anneleri ve babaları da bu bayramları tatil yapma fırsatı olarak görüyor, bir telefonla aramanın yeterli olacağını düşünüyorlar. bazıları onu bile çok görüyor aile büyüklerine. onların yanına gitmenin, ellerini öpmenin, o anki tatlı telaşın tadını Antalya'da sahillerde unutanlara, unutmayı başaranlara şaşıyorum. ben o tadı değil Antalya'da bütün dünyayı gezsem unutamam. eğer gidişat böyle olursa elimizin altında bayram değil sadece dokuz günlük tatil kalacak diye korkuyorum ...

    Ömer Mekin KARTAL 10-F

    YanıtlaSil
  13. Bir Bayram Sabahı

    Anneannem…………………………………………….
    Erkenden uyandı. Eşi öleli, kızları evleneli ve yalnız yaşamaya başlayalı yıllar olmuştu, ama alışkanlıkları onu bayram sabahları erken kalkmaya zorluyordu. Ağrıyan bacaklarını güçlükle kaldırarak yataktan çıktı. Yüzünde, yaşlılarda görmeye alışkın olduğumuz tevekkül ifadesinin yanında bir de gülümseme vardı. Özenle giyindi, yeni boyattığı saçlarını taradı. İnci kolyesini de takmalıydı ki çocuklar, eş, dost onu güzel görsün. Bayramın ilk günü en yakınları gelirdi. Sevgili kızları, damatları, daha da sevgili torunları… Sonra akrabalar çalardı sıra sıra kapısını, ardından eş, dost, apartman komşuları. Gelen gidenin sayısı azalıyordu yıllar içinde aslında. İnsanlar, bayramları, şehirden uzaklaşmak, tatil yapmak için fırsat biliyorlardı artık. Eski günlerdeki bayram telaşı geldi aklına. Eşi bayram namazında iken o çocukları kaldırır, cicili bicili, yeni diktiği elbiselerini, yataklarının başucunda duran yeni, parlak ayakkabılarını giydirir, saçlarını tarayıp bayramlaşmak için hazır ederdi. Normalde sabahları uyanmak bilmeyen çocuklar bayram sabahları fırlarlardı adeta yataklarından. Gezme, tozma, para ve çikolata toplama günüydü onlar için. Hele bir de diğer çocuklarla bir araya gelmeye görsünler, seyreyleyin şamatayı… Gelen giden öyle çok olurdu ki, birileri kapıdan çıkarken diğerleri girerdi. Mutfağa gitti, bayram geleneği haline getirdiği tel kadayıfının üstüne sütlü şerbetini döktü. Yaldızlı tabaklarını, dantelli peçetelerini de hazır etti tatlı ikramı için. Bayramlar da olmasa bu eşyaları kullanacak fırsatı artık hiç olmayacaktı. Şanslı olduğunu düşündü. İçinde hoş bir kıpırtı vardı. Bugün televizyonu ile değil sevdikleri ile birlikte olacaktı. Her sene sayıları azalan sevdikleri ile…
    Ben………...................................................
    Uyandım, saat neredeyse öğlen olmuş. Şu tatiller de olmasa uykumu hiç alamayacağım sanki. Annem ve babam gazetelerinin içinde yüzmeye başlamışlar. Birazdan kahvaltı edip anneannemi ziyarete gideceğiz. Babaannem Zonguldak’ta. Ona da telefon edilecek. Dedemin bu bayram aramızda olmayışı içimi buruyor. Annem ve babamın cep telefonları çalışıyor sürekli. Bayram tebrik mesajları uçuşuyor adeta havada. Bana da iki arkadaştan mesaj gelmiş, ben de ne anlam vereceğimi tam bilemeden yanıtlıyorum. Anneannemi de ziyaret ettikten sonra bayramla ilgili yapılacak işler bitmiş olacak. Bayramlarda tatile gitmeyip evde kalmayı seviyorum. Şehrin boşalmış, sessizleşmiş, sakinleşmiş hali çok hoşuma gidiyor. Bazı ağaçları bile yeni fark ediyorum adeta, yeni yapılan binaların ayrımına varabiliyorum. Tatil olduğu için şanslı olduğumu düşünüyorum.
    Ben (60 yıl sonra bir bayram sabahı)………………………………………..
    Uyanacağım. Kahvaltımı yapıp koltuğuma oturacağım. Televizyonumla baş başa…..
    Cem ANIL

    YanıtlaSil
  14. Bayramların Yok Oluşu

    Ne olduysa son otuz-kırk yılda oldu... Yaklaşık iki-bin-beş-yüz yıla dayandırılabilen Türk tarihinde, oluşturulan kültürün gözbebeği sayılabilecek bayram ve kutlama geleneği son otuz yıl içinde hissedilir bir hızla söndü ve günümüzde “ismi var, cismi yok” tabirine tamı tamına uyan bir duruma geldi. Zaten eski bayramların coşkusunu ve eğlencesini günümüzde bulamamaktan yakınan yaşlılar olmasa, bayram kutlamalarını hepten hafızamızdan sileceğiz. İnsanlar artık bayram sözcüğünü aile fertlerinin bir araya geldiği, günlük dert ve sıkıntıların unutulduğu, türlü kutlama ve şenliklerin yapıldığı günler olarak değil de, insanların işyerlerinden, öğrencilerin okuldan izinli oldukları, tatile gidilecek günler olarak algılıyorlar. Bayram süresince şehirler adeta hayalet şehirlere dönüşüyor, restoranlar, kafeler sinek avlıyor, insan hayatına eklenen tek hareketlilik, insanın cep telefonuna gelen(yine yıldan yıla sayıları azalan) bayram mesajları oluyor. İnsan yaşamına giren telefon ve internetin insan sosyalliği üzerine bir yan-etkisi olarak yorumlanabilir bayram kültürünün bu hızlı çöküşü. İnsan ilişkilerinin sanallaşması ve somut-dünya-ilişkilerinin giderek yok olması, haliyle insanı doğasında olan sosyal iletişimlerden ve bunların bir parçası-önemli bir parçası- olan bayram geleneğinden uzaklaştırıyor. Evet, ne olduysa son otuz-kırk yıl içinde oldu, bayram kutlama geleneği, yatağında hasta yatan bir adam gibi can çekişiyor. Önümüzdeki otuz-kırk yıl bize neler gösterecek kimse bilemez; ama bayramlar bakımından durum pek de parlak gözükmüyor.
    Cem ANIL

    YanıtlaSil
  15. Bayram deyince aklıma gelen tek şey yağmurlu ve puslu bir hava. Heralde bu zor günü atlatmak için en sevdiğim havayla bağdaşlaştırmışım zihnimde. Teker teker büyüklerin elini öpmek, sordukları enteresan sorulara cevap vermek ve her şeye rağmen gülümsemek yılın en zor günlerinden birisi olmayı hakediyor. Tabi artık bütün aile büyüklerini ziyaret etme adetleri bitti, herkes bu boşluğunu tatil yaparak geçiriyor ve elinden geldiğince tadını çıkarıyor. Belki de kendimizi toplamak için bulduğumuz bir kaç günü değerlendirmemiz çok normal. Ama insanları korkutan şey bayram olmazsa aile kavramının unutulup gitmesi. Haksız da değiller, mesela ben bu bayram babamın bir akrabasını gördüm, ama teyzeyi yolda görsem tanımam. Böyle mi olması gerekiyor?''Bayramdan bayrama'' sözünü kelime dağarcığımızdan atmanın vakti geldi de geçti. Bizim nesile bile bir şey ifade etmeyen eski bayramlar sözü, bugün doğan bebeklere bir şey ifade edebilir mi? Kaybettiğimiz değerlerimizin olduğu o tozlu raflara mı kaldıralım bayramlarımızı, sonra geride beraber olmamız için, aile olmamız için ne kalacak ki? Çok geç olmadan eski bayramlara bir dönüş yapalım, şeker reklamlarındaki siyah-bayaz skeçlerde sürekli gülümseyen insanların olduğu ortamı çok merak ediyorum, acaba bir geri dönüş yolu var mıdır ve her şey için çok geç midir?
    Berfin Tamer 10-B 923

    YanıtlaSil
  16. Simge Uncular 10/D 86919 Kasım 2011 18:59

    Sizce bayram aslında nasıl kutlanmalı?Bayram kutlamalarının aslında bir kuralı ya da kalıbı var mıdır? Bu bayramda edindiğim görüşleri paylaşmak, yukarıdaki soruları siz okurlara sormak istiyorum.Bayram kutlamaları dendiğinde akla gelen ilk şey, aile bireylerinin bir arada toplanıp yemeklerin yarıştığı, maharetlerin konuşturulduğu büyük bir sofrada kutlama yapılmasıdır.Benim ailem, ailevi değerlere düşkün, sıkı bağlarla birbirlerine kenetlenmiş bireylerden oluşuyor.Bu, aslında çok önemli, hele de bu devirde; ancak onların düşüncesine göre amaç, bir araya gelip kutlama yapmaktan çok herkesin birbirini evlerinde ağırlamasıdır. Dolayısıyla bayramlar yorucu, bir o kadar da sıkıcı geçebilir. Ben bu bayram bu uygulamanın yanlış olduğunu düşünüp bir gözlem yapmaya karar verdim. Arkadaşlarımla konuşup görüşlerini aldım. Onlar bayramların amacının bir kere de olsa herhangi bir yerde (belki bir lokanta, çay bahçesi ya da herhangi birinin evi) birlikte olunup kutlama yapılması olduğunu savundular. Ben de hak vermeden edemedim; çünkü gördüğüm, bunun yanlış olduğunu savunsa da mantığım asıl doğru olan bu diyordu. Bu bayram bazı akrabalarımı o kadar çok gördüm, o kadar çok ev gezdim ki, hem de tekrar tekrar. Benim için bayram bu değildi. O sana gelsin, sen ona git bir de orda görüşün, değildi. Gözlemlerimden ve yaşadıklarımdan yaptığım çıkarım şudur: Bir aileyi evde ağırlamak pahasına aynı kişileri defalarca görüp bayramlaşmak, bayramlaşmak değildir. Asıl bayramlar, sevdikleriniz ve
    değer verdiklerinizle kısa bir zaman da olsa bir araya gelip içten kutlanan özel günlerdir.

    YanıtlaSil
  17. Yine bir kurban bayramı... Herkes sokaklarda, alışveriş merkezlerinde. Bazıları çocuklarını mutlu etmek için bayram alışverişinde , bazıları zar zor biriktirdikleri parayla kurbanlık satın almak için pazarlık telaşında. Herşeye rağmen herkesin yüzü gülüyor. Bu bir kaç gün için fakirin evinden bile et eksik olmuyor. Çocuklar kapı kapı dolaşıp bayram harçlığı almaya çalışıyor.Bütün bunlara karşın bize hala "Nerede o eski bayramlar" dedirten şeyler var. Kurban Bayramı'nı şehir dışında geçirmek için bir tatil fırsatı olarak görenler bunun en büyük nedeni. Hatta bütün bayramı evinde kös kös oturup geçirenler de cabası. Bayram ziyaretlerini hoş görmeyenler , sıkıcı bulanlar , diğer aile üyeleriyle sorunu olanları gururları nedeniyle barışmak istememesi de çok kötü. Saydıklarımın hepsi Türklerdeki yüzlerce yıllık bayram kutlama adetinin ne kadar sönükleştiğini gösteriyor. Kanaatimce bayram kutlama adetinin sönükleşmesinde asıl etken ailelerdir.Değişen dünyaya ayak uyduramayan , örf ve adetlerini gelişen toplumlara ayak uydurmaya çalışırken koruyamayan , atalarından aldıklarını büyük bir tembellik ile çocuklarına aktaramayan ailelerin suçudur. Türkiye yüzlerce yıl ayakta kalacak ; fakat örf ve adetlerini yaşatan , bayramı atalarının yaptığı gibi coşkuyla kutlayan bir ülke olarak mı , yoksa kültürü yozlaşmış sadece ismen Türkiye olarak mı tartışılır.
    Berk Özatay 10-B 514

    YanıtlaSil
  18. İdil Gülen 10D 80920 Kasım 2011 00:01

    Günler geçtikçe kültürümüze ve benliğimize dair herşeyi yavaşça kaybetmeye başladık. Bunların başında ise bayramlarımız geliyor. Artık heryerde her bayram duymaya alışdığımız "hani o eski bayramlar" sözü insana aslında ne kadar klişe geliyor gibi gözüküyor ama aslında hiçte değil. Biraz oturup düşündüğümüzde kaçımız gerçekten büyüklerimizin ellerine öpmeye gittik, en son ne zaman telefon yada mesajı saymazsak yüzyüze bir yakınımızın bayramını kutladık? Şahsen kendimde bayram deyince içimde hiç bir heyecan uyanmıyor okula gitmeyeceğim bir gün olarak görüyorum yalnız. Bana annemin ve babamın küçükken yaşadıkları o bayram neşesini ve heyecanın anlatınca ben içimden niye ben hiç böyle hissetmiyorum diye düşünüyorum. Her bayramda büyüklerimi ziyaret etmek yerine taile gidiyorum , aslında bu çok anlamlı günün tadını hiç tatmadığımı fark ediyorum bu yazıyı yazarken. Gün geçtikçe daha mesafe koyuyoruz sevdiklerimiz ve kendimizin arasına. Hiç bir değeri olmayan soğuk ve anlamsız mesajlar, e postalat ile kuluyoruz bayramlarımızı artık. Bir sıcak kucaklaşma, bir el öpmeyi bile zor görüyor, bağlarımızı kopartıyor, değerlerimizi yok ediyoruz, kendimizi yalnızlığa sürüklüyoruz.
    İdil Gülen 10D 809

    YanıtlaSil
  19. beyza bayraktaroğlu20 Kasım 2011 00:25

    Bayram gelince bütün ailemi tatilde ne yapsak, nereye gitsek heyecanı sarar. Herkes aslında bunun tatil değil de bayram olduğunu unutur. Oteller araştırılır, işler ayarlanılır, bavullar hazırlanır ve güzel bir tatile çıkılır. Kimsenin aklına büyüklerimizin bayramda özenle hazırlanıp bizi bekleyeceği gelmez, aslında gelir ancak bunu düşünmek için çok geçtir artık, çünkü her şey hazırdır ve çoktan yola çıkılmıştır. Doğrusunu söylemek gerekirse ben bu 4-5 günlük kısa tatilde bir yerlere gidenleri suçlamıyorum veya onların yanlış bir şey yaptıklarını düşünmüyorum. Çünkü şehir hayatı o kadar yoğun, yorucu ve zor ki biraz ara vermek herkese iyi geliyor, moralleri düzeltiyor, tabi bu sırada anneannelerimizi, dedelerimizi kısacası bayramda özenle hazırlanıp, sevinçle bizleri bekleyen büyüklerimizi unutmamalı bazı bayramlarımızı da onlarla geçirmeliyiz.
    Beyza Bayraktaroğlu

    YanıtlaSil
  20. Damla LEBLEBİCİOĞLU 10C20 Kasım 2011 00:26

    Sevgili okurlarım,
    Hepimiz küçüklüğümüzden beri bayramların sevinç ve neşe günü; insanları kaynaştırıp bir araya getiren en büyük vesile ve yardımlaşma ruhunun toplum içinde gelişimine katkı sağlayan zamanlar oldukları gerçeğiyle büyütüldük. Halbuki, günümüzdeki bayram merasimlerine baktığımız zaman bize öğretilen gerçeğin ne kadar sözde bir gerçek olduğu özellikle Kurban Bayramlarında daha çok gözüme çarpıyor. Komşularla, akrabalarla bayram buluşmaları; çocukların şeker ve harçlık toplama merasimleri tarihe gömülmezmiş gibi bir de hayvan vahşeti işin içine girince Türk toplumunun durumu daha da içler acısı bir hal alıyor! Zaten dünyada yemek yeme ve et tüketiminde birinci sırada yer alan Türkler bunun üstüne ek olarak fakirlere yardım amaçlı hayvan öldürünce neler olduğunu ben söylemeyeyim, siz tahmin edin artık1 Ben kurban kesimine karşı çıkmıyorum, beni yanlış anlamayın lütfen. Sadece her Kurban Bayramı'nda hastahaneler önünde Türklerin kurban kesmeye girişmesi üzerine kolunu bacağını kesen acemi kasaplardan oluşan kuyruklar veya hayvanların güya onları en temiz koşullarda öldüreceklerine dair söz verdikleri kasaplardan kaçışları artık bu geleneğimizi daha modern ve çağın koşullarına uygun hale getirmemeiz gerektiği düşüncesini aklıma getirdi. Eğer ki amaç ibadet ve fakirlere yardım etmek ise bu onlara direkt para verip vahşet yapılmadan da daha insancıl, bu ve bunun gibi başka yollarla sağlanabilir. Bizler hep böyle tarihten kalma gelenekleri uygulama devam edersek nasıl gelişeceğiz? Gelişmeyi bir kenara bırakalım, böyle eski kafalı hareket edersek başka kültürlerin esiri olmkatan asla kutulamayız. Dilimzi yozlaştıdığımız gibi, kültürümüzü de esir ettik. Yılmaz Özdil'in de söylediği gibi, sizlere bir kucak dolusu bye bye'lı bayramlar diliyorum sevgili okuralarım!
    Damla LEBLEBİCİOĞLU

    YanıtlaSil
  21. Ekin KILIÇ 10/C 47320 Kasım 2011 01:39

    "Biz ailecek her bayram memelekete gideriz ve her bayram sabahı annem beni erken kaldırarak tek tek bütün büyüklerimin elini öpmemi söyler.Sonra koparabildiğim kadar harçlık koparırım.(Belli bir yaşa gelince verilen harçlık miktarı öpülen el sayısına göre azalıyor.)Misafirler gelip,koltuklara yayılır yayılmaz annem şeker ve kolonya tutmamı söyler ve şeker tutarken misafirin bir kaç tane daha almasında ısrar ederek bu görevimi tam anlamıyla yerine getirmiş olurum.Ev tam bir misafir akınına uğrar;ancak öğleden sonraya doğru daha seyrek gelmeye başlarlar.Bunu fırsat bilen annem ve halalarım bana ve babaanneme evde oturup gelen misafirleri ağırlamamızı ve evi düzenlememizi tembihleyerek ev işinden kaçarlar.Bayram bitene kadar bir koşturmaca içerisinde olurum ve bayramın nasıl geçtiğini anlamam."Bu her çocuğun bayramın nasıl geçti sorusuna vermesi beklenen bir cevaptır;fakat bunun geçtiğimiz yıllarda daha az duyduğumuz kaçınılmaz bir gerçek.Annemin görüşüyle bunun nedeni yeni neslin tam bir "robot" olması,babama göre ise yeni neslin "kayış atmış"olmasıdır.İkisi de yeni kuşağın bu her bayram yaşanan merasimi bozduğunda hem fikir;ama hiç kendilerini sorgulamıyorlar.Genellikle ne zaman akrabalar bir araya toplansa eski davalar açılıyor ve annem her bayram ne çok iş yaptığından yakınıyor.Durum böyle olunca yeni nesil bayramlaşmak ister mi?Büyüklerimiz yeni nesile bayramlaşmayı zorladıkları ve yapay bir bayram ortamı yarattıkları sürece bayramlar eskisi gibi olmaz.Bayramlar,günümüzün koşullarına göre uyarlanmalıdır ve büyüklerimiz unutmamalılar ki yeni nesille aralarındaki kuşak farkı,zihniyetten tutun teknolije kadar birçok farklılığın yaşanması demektir.Bu nedenle her bayram gençlere sorulan "Nerde o eski bayramlar?"sorusuna artık son verilmelidir,bu soruyu naçizane büyüklerimiz biz gençlerden daha iyi cevaplarlar.

    YanıtlaSil
  22. Barış Poyraz 10-D 50420 Kasım 2011 12:14

    Nerede o eski bayramlar...Hepimiz bu klasik sözü her bayram defalarca duyuyoruz,kimimiz bu anlatılanları saçma buluyor,günümüz şartlarına göre hareket etmenin daha önemli olduğunu vurguluyor.Ben öyle düşünmüyorum;büyüklerimizin anlattığı gibi bayramların bir özelliği olmalı diye düşünüyorum.Eskiden eş,dost,akraba,konu komşuyla dolan büyüklerimizin evleri artık boş;çünkü insanlar bayramın ve getirmiş olduğu olanakların günlük yaşamın getirdiği streslerden uzaklaşmak için tatile gidiyorlar;kalanların birçoğu da günlerini evde geçiriyorlar.Bayram tebrikleri bile çok değişti.Eskiden kartpostallar ve mektuplar vardı.Bu kartlar bayramların amacına uygun şekilde tasarlanırdı.Bu kartpostallara düşünceler büyük bir özenle yazılırdı.Özlem ve sıcak duygular dile getirilirdi.Bu kartpostalları göndermek için postanelerde kuyruklara girilirdi.Şimdi ise bunların yerini cep telefonlarından gönderilen mesajlar ve bilgisayarlardan bir "tık" ile gönderilen "e-mail" mesajları aldı.Bayram dilekleri,artık kopyala yapıştır yöntemiyle gönderiliyor, bu mesajdaki sözler genellikle kendilerinin bile olmuyor.Zaman kaybını önlemek için bu yollarla gönderilen mesajlar en azından insanların kendi duygu ve düşüncelerini yansıtmalı.Aileleriyle birlikte büyüklerini ziyarete gelen çocukların ellerindeki cep telefonunu ve günümüzün popüler kültürünün bir parçası olan konsol oyunlarıyla birlikte vakit geçirmeleri beni düşündürmeden edemiyor.Bir soralım bakalım; çocukların ellerine bu aletleri tutuşturan anne ve babalara.Bunun kimin hatası olduğu tartışılır.Eskiden bayram harçlıklarının bile bir anlamı vardı,herkes sen mi daha çok topladın,ben mi diye tartışırdı ve bunları nerelerde kullanacaklarını düşünürlerdi.Kendi yaşadığım ortamı göz önünde bulundurarak günümüzde bunların önemini yitirdiklerini görüyorum,belki de eskiden anne ve babalarımızın, büyüklerimizin sadece bayramlarda alabildiği yeni bir kıyafete,biz her an sahip olabiliyoruz.Yine de çok geç sayılmaz.Burada en önemli görev ailelerindir.Çocuklara,Türk toplumunun değerleri ve gelenekleri iyi anlatılmalıdır.Biz bu geleneklere sahip çıkmalıyız.Aksi takdirde,gelecekte örf ve adetlerini kaybetmiş bir Türk toplumu kaçınılmazdır.Kurban bayramını yaşadığımız yakın bir zamanda amaç sadece kan akıtmak olmamalı,sevgi,saygı,paylaşım ve hatırlamak en büyük değerlerimiz olmalıdır.Gelecek nesillere de bu değerlerimizi aktarmak en önemli görevimiz olmalıdır.
    Barış Poyraz 10-D 504

    YanıtlaSil
  23. Bayraam, bayram... Bayramlar erkeklerin jilet gibi giyindiği , kadınların yüzlerinde kilolarca fondoten olduğu , benim ise artık eşofmandan başka şeyler giymem gerektiğini farkettiren günlerdi. Misafirliğe gittiğim yerlerdeki herkesin "Beni tanıdın mı?" ,"Beni hatırladın mı canım?" sorularına hayır demekten sıkılırdım. Bu yüzden kendimi dışı çikolata kaplı içiyse portakal kabuklu drajelere verir, masanın üstündeki işlemelere bakıp, kendi hayal dünyama dalıp giderdim. Tabi farkettiyseniz önceki cümlelerimde geçmiş zaman kullandım; çünkü artık böyle günler mazide kaldı, biz o günleri stres dolu, monoton hayatımızın acımasız elleri arasında kaybettik. O kaybedişten itibaren bayramlar, asıl amacından sapıp, Antalya'da bir haftalık, sonsuz mutluluk kaynağı olan tatile dönüştü. Evet, bunu ben de yapıyorum, bu durumu eleştirenlerin bir çoğu gibi, benim için de bayramlar, bayram tatili olmaktan kendilerini kurtaramadı. Peki ya şimdi ne yapmalı? ne etmeli?. Yıllardır Avrupalılaşalım, Batılılaşalım diye avaz avaz bağırırken, kim tahmin edebilirdi ki bu değişimin beraberinde Türkleri asimilasyon tuzağına düşüreceğini? Bayramları artık batılı icadı cep telefonuyla yazılan toplu mesajlarla kutluyoruz. Bayramda büyüklerle çektirdiğimiz fotoğraflar yerine, bir haftalık tatilde gittiğimiz oteldeki fotoğraflarımızı sosyal paylaşım sitelerine attıyoruz, "Acaba on kişi beğenir mi?" düşüncesiyle sürekli bildirimlerimizi kontrol ediyoruz. Birçok kişi buna karşı çıksa da biz böyle bir millet olduk, evet okur-yazar oranımız hatrı sayılır derecede yükselmiş olsa da, hepimiz bazen "Keşke" demiyor muyuz? Keşke eskisi gibi olabilsek; mutlu, huzurlu, kültürel değişime uğramamış bir ülke olsak. O zaman herşey çok farklı olurdu.

    Damla Güven 10-B 441

    YanıtlaSil
  24. Kıvanç GÜMÜŞ20 Kasım 2011 14:22

    Bayramlar artık insanlara, ayak bağı olan çocuklar gibi geliyor. Şimdi kim arabaya binip annesini, babasını, dostunu ziyaret edecek. Oysa önceki bayramlar, insanların sabırsızlıkla beklediği, mutluluk, neşe ve sevgi kaynağıydı. Aile büyüklerinin, komşuların, dostların ziyaret edildiği, gelmesine yakın büyük heyecanların, telaşların yaşandığı çok özel günlerdi. Evlerde yemekler pişirilir, günler öncesinden şekerler, kolonyalar alınır, çocuklara verilmek üzere mendiller, paralar hazırlanırdı. Bugün o eski heyecanlar yaşanmıyor. Bayram denince yalnızca tatil geliyor akla. Herkes bir an önce beş yıldızlı otellere kaçma telaşına düşüyor. Eğer böyle devam ederse bayramlar çayın içindeki şeker gibi karıştırılıp yok olacak. Bireyselliğin ve sevgisizliğin esaretinden kurtulup gelin yeniden o eski bayramları yaşatalım. Herkesin birbirine vereceği bir şeyler vardır mutlaka: Sevgi, saygı, hoşgörü, bir adet şeker ya da iki damla kolonya.
    Kıvanç GÜMÜŞ 10/C 568

    YanıtlaSil
  25. Hazal Köroğlu 10c20 Kasım 2011 15:03

    Sabahın erken saatlerinde başlayan koşuşturma ile açılan gözler, dört gün boyunca süren telaş. İlk gün; etrafı sarmış et kokusu ardından çikolata, şeker ve lokumun leziz tadı. Abartılıp üç, dört saat süren ziyaretler… Bir bayram daha bitti; mutluluğuyla hüznüyle. Geriye kalansa birkaç güzel anı ve artan tatlılar oldu.:) Ah eski bayramlar diyeceğim klasik olacak, yaşasın tatil desem de ayıp olacak. Bayramlar aynı değil evet; ama unutmamalıyız bence kuşak değişiyor, çocuğu olan her aile bayramları fırsat bilip bir yerlere gidiyor tatile. E haklılarda bir yere kadar; ama mesela tatile çıkmadan bir, iki gün önce aile büyüklerine uğrayıp ellerini öpebilirler onların. Her iki tarafta mutlu olur hesabı yani… Bir de bayramlarda alışveriş merkezlerine gitme olayı var ki üzerinde basa basa durmak isterim. Hani bayramdan önce bayramlık almak için gidilir onu anlarım da sonrasında gezmek için gitmek, ne biliyim benim için anlamsız. Bu kadar anlattım, eleştirdim ben ne yaptım değil mi… Ben bütün bayram yiyip, içip yatanlardanım; ama mutluyum halimden, ne kadar vaktimiz var ki büyüklerimizle geçirebilecek? Değerlendirdim o yüzden her dakikasını doya sıya. Kısaca bayramlar bayram değil evet ama hala rahatlama ve mutlu olma günü olduğu kesin. O zaman bayram mesajlarında da olduğu gibi biz de şöyle diyelim: Hepimize, sevdiklerimizle daha nice mutlu bayramlara! :)
    Hazal Köroğlu

    YanıtlaSil
  26. LARA dedi ki...

    Her zaman ki gibi yine bu bayram da büyüklerimize ziyarete gitmiştik. Kapı açılır açılmaz burnum o keskin deterjan kokusunu almıştı. Her bayram olduğu gibi yine temizlik yapılmıştı. Arada bir "pısst" sesi çıkartan o elektronik koku makinası içerisini bir bahar esintisi gibi kokutmuştu. Yaşlıların giydikleri temiz, güzel ve bayrama özeldi.yüzlerinden okunuyordu bayram sevinci. Büyük bir neşeyle karşılamışlardı bizi. her bayram yaptığım gibi eğildim ve yılların acılarıyla eskimiş o buruşuk ellerini öptüm dedemin. Mavi damarların renk verdiği o buruşuk eller bir yaprak gibi titreyerek cebine gitti. bayram harçlığımı verdi.bayram harçlığı almadan hiç olur muydu? Kafamı kaldırdım ve teşekkür ettim tabi ki. Birden gözlerin dedemin gözlüklerinin ardındaki o puslu, mavi gözlere kaydı. tabi ya o ds bu bayramları yaşamıştı bir zamanlar. O da sabahları büyük bir neşeyle kalkmış, büyük bir coşkuyla yeni alınmış, tertemiz bayramlıklarını giymişti. Şimdi çoktan ölmüş olan; fakat o zamanın kaplumbağaları olan yaşlıların elini öpmüş ve harçlık almıştı. çocuklara ikram edilen o renkli şekerler, çikolatalar, temiz evler, güler yüzlü yaşlılar şimdi de vardı; Fakat dedemin gözlerindeki ifade bana bir şeylerin değiştiğini söylüyordu. Peki nedir değişen? Gözlerim aniden içerideki krem rengi koltuklarda oturmakta olan küçük çocuğun ellerine kaydı; bir elektronik alet. Yanında oturan ablasının elinde de telefon. bazıları da renk renk ışıklar saçmakta olan televizyondan gözlerini alamıyordu. Etrafta ne olup bitiyor kimse umursamıyordu. Bir kaç orta yaşlı kişi ve yaşlı insan aralarında muhabbet ediyordu. Kafam bu düşüncelerle doluyken işittim babaannemin sesini “şeker ister misin yavrum?” gülümsüyordu. Uzandım o kristalden yapılmış olan şekerliğe ve bir şeker aldım. Dedemin koluna girmiştim bu sırada, ona içeriye kadar eşlik ediyordum zavallı adam bastonsuz yürüyemiyordu. Şeker ağzımda dolanırken bir anda aklıma geldi… çocukluğumda bu şekerlerden üçer beşer tane alırdım. O zamanlar onların anlamı bir başkaydı benim için. Rengarenk şekerlerin her renginden alırdım, ağzımda evirip çevirirdim. Çilekli şeker hala çilekliydi; fakat benim o zaman aldığım tatla şimdi aldığım tat aynı değildi. İşte değişen şey buydu; bendim, dedemdi, buradaki herkesdi. Bebekliğinde ablasının kucağında oturan o çocuk şimdi büyümüştü ve teknolojiyi takip ediyordu. Daha üç yıl önce telefon nedir diyen kız çocuğu şimdi onun bağımlısı olmuştu. Beş yıl önce etrafta koşuşturan, etrafa neşe saçan ben şimdi sessizce oturup etrafa bakıyor, insanlarla konuşuyordum. Dedem ise daha geçen yıl bastonsuzken bu yıl baston kullanıyordu. Anneannem tek başına oturuyordu bir köşede ve babaannemle konuşuyordu. Yanındaki koltuğa baktım ve boştu. Oysa geçen yıl o koltukta dedem oturuyordu. Televizyondaki reklamın sesini duydum birden ” Nerede o eski bayramlar?”


    Lara KAVASOĞLU 10-B 823

    YanıtlaSil
  27. Hepimizin gözünde büyüttüğü bayramlar, aslında toplum için bir sosyalleşme şansıdır. Çocukların tanımadıkları akrabalarının elini öptüğü, uzun zamandır konuşmamış insanlar iletişim kurduğu, küslerin barıştığı günlerdir. Herkesin güzel koktuğu, giyinip süslendiği zamandır. Yollar bayramdan bayrama araba kullanan insanların “şoförlük” ettiği tıka basa dolu arabaların işgaline uğrar. Normal zamanda gittiğinizde bomboş olan otoparkların araba pazarına dönmesi, insana rastlamanın zor olduğu mezarlıkların dolup taşması bayramı müjdeler. Ancak bu durum sabırsız ve sinirleri aile babaları için iyi haber değildir. Yollarda bağıran, korna çalıp duran ve küfretmemek için kendini zor tutanların sayısı da bir hayli çoktur. Trafik akmaya başladıktan ve mezarlıklar ziyaret edildikten sonra ziyaret edilen aile büyükleri için de önemli bir şanstır bayramlar. Hayatlarına bir renk, bir neşe katar bu ziyaretler. Elleri öpülür, halleri hatırları sorulur, uzun sohbetler edilir. Bu durumdan sıkılanlar ise çocuklardır. Onlarda ikram edilen çikolata ve şekerlerin peşinde koşarak, kendi aralarında eğlenirler. Bayram hediyelerini de unutmamalıyız, en zevkli ve kazançlı olaydır. Ne kadar inkar ediyor olsak da günümüzün giderek kötüleşen sosyal ilişkilerini, durumunu bir nebze de olsa düzeltir, hayatımızı hareketlendirir, neşe dolu bayramlarımız.
    Sarp Tanrıdağ 978 10/D

    YanıtlaSil
  28. Burak Balık 10-C20 Kasım 2011 17:20

    GÜLSEK Mİ AĞLASAK MI?
    Bayramlarla ilgili duygularımı,düşüncelerimi çok daha kolay ifade edebileceğimi sanıyordum. Hani derler ya "Nerde o eski bayramlar?". Satır başına bu cümleyle başlayıp, biraz da nostalji yapıp, duygulara da hitap edince ortaya çok güzel bir köşe yazısı çıkar diye düşünüyordum. Ama durum öyle olmadı. Gülsek mi ağlasak mı karar veremedim. Biz ailece bayramlarımızı eski bayramlar gibi kutlarız. Anneannemi de yanımıza alır babaanneme gideriz. Akraba ziyaretleri, verilen bayram harçlığının fazla olmasının yarattığı mutluluk, yaşlıların bayramla ilgili anılarını dinlemek,kuzenlerle zaman zaman bilgisayara kaçış... Bu bayram farkettiğim birşey beni çok duygulandırdı. Yavaş yavaş aile büyüklerinin vefat edişi bayramlaşmaları da azaltmakta. Bizleri bir araya getiren onların varlıkları. Acaba yıllar sonra bizler çocuklarımıza bu duyguyu verebilecek miyiz? Hiç sanmıyorum. Bilgisayarların, akıllı telefonların, görüntülü konuşmaların, facebook gibi sosyal paylaşım ağlarının kurbanı olan bizler hangi duygularla çocuklarımıza bayramları anlatacağız? Çocuklarına bayramları öğretmek yerine tatil programı yapan anne ve babalar, kendileri kendi anne ve babalarının yaşına gelince o sessiz bayramları hangi duygular içerisinde yaşayacaklar merak ediyorum. "Beyaz Melek" filmindeki yalnız ve soğuk ortamları biz yaratmıyor muyuz? Sıcak ve etrafı çocukları ve torunlarıyla dolu yaşlıların olduğu bayramları görmek dileğiyle...
    Burak Balık 10-C 524

    YanıtlaSil
  29. Bayram çoğu insana huzuru çağrışrır ama kimilerine yanlızlığı... Bayramı en çok sevenler çocuklardır aslında, okulun yoğun temposuna ara verip, istedikilerini yaparlar. Dedeler torunlarını, oğullarını görürler ve birlikte zaman geçirler. Bayram harçlığıdır salında çoğu zaman uzun,sıkıcı ziyaretlerin hediyesi. Bir de şekerler çikolatalar ve püskevitler... Annelere de temizliği çağrıştırır, ev titzlikle temizlenir, bayram için saklanılan örtüler ,halılar gün yüzüne çıkar. Yıllar geçtikçe eski bayramların daha nitelikli olduğunu savunan insanlar çıkıyor ama ben anlam veremiyorum, belki de yaşımdandır, yeteri kadar bayram görmediğimden... Bayramlar kültürün simgesidir ve olmaya da devam edecektir, insanlar değişse bile.
    Batu Yılmaz 10/B 508

    YanıtlaSil
  30. Bu bayram anılarımı gözden geçirerek “Nerede o eski bayramlar?” sözünü her bayramda tekrar tekrar duymamın sebebini, on yıl önceki bayramlarla şimdiki bayramlar arasında ne fark olduğunu kavramaya çalıştım. Sanırım benim için en büyük anlamı taşıyan yedi yaşındayken, o zamanlar Ankara’nın dışındaki küçük bir köyde oturan dedem ve anneannemin evinde geçirdiğim bayramdı. Bu bayramı özel kılan ne çok şeker yemiş olmam, ne kurban kesimine şahit olmam, ne de hayatımda hiçbir öneme sahip olmayan bilmem kaç tane akrabayı-komşuyu ziyaret edip elini öpmüş olmamdı; bu bayramı özel kılan, henüz küçük bir çocukken kaybettiğim dedemle geçirdiğim son günler olmasıydı. Anladım ki bayramı bayram yapan sevdiğimiz, önem verdiğimiz insanlarla birlikte olmamızı sağlamasıydı. Sonra kendi sosyal çevreme baktığımda bayramın bu işlevinden çok bir şey kaybetmediğini gördüm. Kimileri yoğun iş hayatları nedeniyle bayramları tatile çıkma fırsatı olarak görüyordu; ama onlar da ya anne babalarını kaybetmiş oluyordu, ya aynı şehirde oturdukları için aile büyükleriyle sürekli görüşüyordu ya da birkaç saatliğine de olsa ya tatile çıkmadan önce ya da tatil dönüşü onları ziyaret ediyordu. Tabi bir de onlara küs oldukları için veya güneşlenerek geçirecekleri birkaç saat daha tatlı geldiği için anne ve babalarını ziyaret etmeyenler vardı. Gerçek şu ki bu insanlar ailelerini ziyaret etselerdi de bunu bir ritüelin dayatması olarak görerek yapacaklarından onlara huzursuzluk vermekten ötesine nail olamazlardı. Emin oldum ki bayram “sevenleri” bir araya getirme işlevinden hiçbir şey kaybetmemişti. Ha değişen şey, şehrin büyüklüğü ve günlük yaşamın hızlılığı nedeniyle komşuluk bağlarının zayıflamış, toplumdaki oruç tutan, kurban kesen insan oranının azalmış olmasıysa kimse bana eski bayramların yasını tutturamazdı.
    Cantürk ŞEN 10/D

    YanıtlaSil
  31. Gökçe Çiçek Özdemir20 Kasım 2011 20:13

    Bayramlardır belkide en yakın olan akrabalarımızla görüşebildiğimiz özel ve önemli günler. Kim bilir onu da yapamıyoruzdur belkide... Aslında bayramlar büyüklerimizi ziyaret ettiğimiz tek günlük görüşmeler olmamalı.Demek istediğim şey onları hatırladığımız kısa süreli görüşmelerin bayram ziyatretleri olması doğru değil. Biz kalabalık bir aileyiz. Bayramlarım eğlenceli ve yorucu geçiyor bu nedenle. Ama sadece bayramlarda birbirimizi hatırlamadığımız için, ailemle tatil planları da yapmıyor değiliz. Bu bayram da çoğu bayram gibi aile ziyaretleri ile geçti. ''Ne çabuk büyüdün sen.'' , ''Dersler nasıl gidiyor?'' gibi klasik ve vazgeçilmez konuşmalarda geçti aramızda. Tabii önce hazırlıklar yapılmıştı. Evler temizlenmiş, yemekler hazırlanmış, yeni alınan kıyafetler giyilmişti. Fakat eksik olan bir şey vardı... O da heyecandı. Bilmiyorum belkide küçükken bayram geliyor diye heyecanlanıp büyük bir hevesle yeni alınan kıyafetlerimi giymem, hazırlanmam ve biran önce ziyaretlere başlamak istemem çocukluktandı. Gerçi bugünde de aynı heyecan var bende, fakat bazı insanlar var ki bayram ziyaretlerinden, hazırlıklarından kaçınır halde. İşte en üzücü noktada bu. Her gelecek bayram bu kötü nokta daha da büyüyecek, insanlar değerlerimizi kaybedecek gibi geliyor bana. Yapılması ve bilinmesi gereken şey, değerlerimizi kaybetmeyip, büyüklerimizle, sevdiklerimizle sadece bayramlarda görüşmeyip diğer zamanlarda da onları hatırlamaktır.

    YanıtlaSil
  32. Cansu Apaydın20 Kasım 2011 21:33

    Bayramlar kimimiz için sevinç,kimimiz için hüzündür adeta.Bu bayramda geçti gitti ve her geçen bayramki gibi benliğini yitirdi.Eskiden daha uzun sürerdi bayram gezmeleri,el öpmeleri,hal hatır sormaları.Eskisi gibi çoşku ve heyecan yok içimizde.Artık bayram kavramını tatil kavramına bıraktık.Bayram öncesinde herkes tatile gidicekmiş gibi bir telaş içinde halbuki bayram heyecanını yaşamak varken tatil heyecanı niye?Yaşlı nineler torunlarını bekler,küsler barışır, tüm aileler bir araya gelir, bayramda.Bayramlar bizi, sevdiklerimizi yılda en az bir kere olsa bile beraber olmamızı sağlar. Tüm değerlerimiz kaybolup giderken,bayramın kaybolmasına izin vermemeliyiz.

    YanıtlaSil
  33. Alp GÜLDÜR 10/C 49020 Kasım 2011 21:44

    Bir bayram daha geçti. Benim yaşıma gelince şimdiki bayramları geçmiş bayramlarla karşılaştırma olanağı buluyorsunuz. Artık bayramın bir yerlere gitmek veya dinlenmek için bir tatil gibi görülüşünün daha da yaygınlaştığına tanık oluyorsunuz; içiniz burkuluyor. Çocukluğunuzda bayramlıklarınız başucunuzda onları giyeceğiniz bayram sabahını heyecanlı bekleyişinizi hatırlıyorsunuz. Büyükannenizin kenarları renkli ipliklerle işlenmiş ipek bir mendilin içine koyarak verdiği bayram harçlıkları geliyor gözünüzün önüne; hüzünleniyorsunuz, artık ne büyükanneniz kalmış ne de eski bayramlar...

    YanıtlaSil
  34. Size öncelikle teknolojinin hızla geliştiğini,yaşam koşullarının zorlaştığını,artık insanların kendilerine bile vakit ayıramadıklarını hatırlatmak isterim.Günümüzde bayramlar,dinlenme ve aile içi birliktelik olarak görülmektedir.Bunu nedeni ise,şehir hayatının stresinden uzaklaşmaktır.Böylece diyebiliriz ki,zaman,gelenek ve göreneklerimizi kökten değiştirme kabiliyetine sahiptir.Ayrıca,teknoloji de bayramlar üzerinde önemli bir etkiye sahiptir.Teknoloji,kişileri sık sık görüştürdüğü için bayramları gereksiz kılmaktadır.Bu sebeple,eski bayramlar,artık hafızalarda tatlı bir anı olarak görülmektedir.Son olarak şunu diyebiliriz ki,teknoloji ilerledikçe bu açık daha da büyüyecek ve şu için bile geri dönülemez bir halde olan eski bayramlar,çok kısa bir zaman sonra tarihin tozlu sayfalarında yer alacaktır.
    Uygar Atalay 10/C 986

    YanıtlaSil
  35. Her bayram ayrı bir telaştır… Bu bayram telaşın tam ortasındaydım sanırım; anne ve babaya eşlik edecek ‘kurban’ olarak seçildiğim için, ‘’kuşaklar arası bayram anlayışı’’ konusunda bir köprü görevini üstlendim. ‘’Ay ne kadar büyümüşsün sen’’ ‘’okul nasıl gidiyor’’ tarzı muhabbetleri oldum olası sevmediğim için Çanakkale’ye giderken içimde pek de bir bayram coşkusu olmadığını anlamışsınızdır. Asıl çatışma da burada başlıyor zaten. Söz gelimi ben bayramın ilk günü kavurma yerken, ablamlar McDonald's’dan hamburger sipariş ediyorlardı. Onlar ellerinde şeker ve kolonya ile bekleyen akrabalara değil, alışveriş merkezine gitmeyi tercih etmişlerdi. Evet, hepimiz yeni kıyafetlerimizi giymiştik; ancak ben bayramlaşmaya gittiğim evde sıkıntıdan halı desenini incelerken, Ankara’dakiler Mango’nun yeni sezon ürünlerine göz atıyordu. Özetle bana bu bayramın karı yediğim şekerler ve harçlıklarken, eve döndüğümde gördüğüm alışveriş poşetleri, onların yanına kalandı. Kuşaklar arası yaptığım bu yolculuk sayesinde ‘’nerede o eski bayramlar?’’ sorusunun cevabını aldım; büyük ihtimalle alışveriş merkezlerinin altında olmalıydılar, eğer orada yoksalar bir tatil köyünde sıkışmış olabilecekleri konusunda şüpheliyim… Evet, belki evin en küçük çocuğu olarak, böyle günlerde bir önceki kuşağın egemenliği altına gireceğim; ancak beni asıl korkutan çocuklarımın ve torunlarımın nasıl bir kuşak içinde bayramı kutlayacakları. Bu geleneklerden uzak kalmaları korkutuyor beni; çünkü her bayram ayrı bir telaştır… Tatlı bir telaş!

    Leyla Nur DUMAN 10/A 825

    YanıtlaSil
  36. Aslıgül Küçükçayır (10 - D)20 Kasım 2011 22:02

    Bayram dediğimizde aklımıza hep akrabalarımızla dolmuş bir ev ve şekerlerle dolmuş avuçlar gelir. O resimde hep bir sohbet muhabbet vardır, insanların yüzü aydınlanır gülücüklerle. Kaç kişiyle kucaklaştığınızı unutursunuz adeta. Gelir ikramlar, tatlılar; gelir tebrikler, iyi dilekler. Büyüklerimiz 'Ah, o eski bayramlar!' diye iç çekerken dile getiriyorlar özlemlerini o resme, tatlı anılara, ortamlara, insanlara... Bekliyorlar kapılarının çalmasını sabırsızlıkla. Ancak şunu da göz önünde bulundurmak gerekir: biz sürekli gelişen bir toplumda yaşıyoruz. Geleneklerimiz değişmese bile belki onları uygulama yöntemimiz süratle değişen yaşam tarzımıza ayak uydurmaya çalışıyor, işlerimiz sorumluluklarımız bizi olduğumuz yere bağlıyorlar, ne kadar çok özlesek de, ne kadar çok gitmek istesek de. Bundan dolayı Bayram akşamları yapılan sıcacık sohbetler telefon konuşmalarına, atılan yaratıcılık eseri kartlar ise mesajlara bırakıyorlar bir bir yerlerini...

    YanıtlaSil
  37. GÖKÇE ÖZKUL 10-B
    O sabah erkenden kalkmış, hep beraber kahvaltımızı yapmıştık. Herkes bayramlıklarını giydikten sonra artık bir aile geleneğine dönüşen bayram fotoğrafımızı çekmiştik. Babaanneme ziyarete giderken yanımda oturan kardeşimin ortalama ne kadar harçlığı olacağını düşünürken yüzünde oluşan o haylaz gülümsemeyi görünce ben de aynı heyecanı hissettim içimde. Bu duygu bana bir an çok uzak gelmişti. Sanki yeni bir duygu keşfetmiştim içimde; çünkü artık bayramlar eskisi gibi değildi. İnsanlar sevdikleriyle beraber olmak yerine deniz ve güneşle buluşuyordu. Eskisi gibi bayram dileklerini kart değil mesaj göndererek iletiyorlardı. Peki bunu bize yaptıran neydi? Neden kimse eskiden olduğu gibi davranmıyordu? Bunun tek bir cevabı yok. Kimine göre biz artık geleneklerimizi kaybediyoruz, kimine göre doğal olanı zaten bu. Bence cevaplardan hiçbiri doğru değil; çünkü biz insanlar artık yalnız kalabilmek, kafamızı dinleyebilmek için mazeret üretiyoruz. Neyse en azından bir kurban bayramımız olduğunu tatilimizin ne kadar süreceğini öğrenmek için takvimimize baktığımızda hatırlayabiliyoruz.
    GÖKÇE ÖZKUL

    YanıtlaSil
  38. Bu senede her kurban bayramında olduğu gibi bayramın 1.günü çok hareketliydi.Kurban kesim alanları kanlar içnde ve bazı hayvanlar ise kaçma peşindeydi.Akşam haberlerinde çok kötü haberler vardı.Bir kasabın üstüne hayvan düşünce kasap hayatını kaybetti ve bu haber hem üzücü hem de milletimizin cahil oluşunu bir daha hatırlattı.Bayram günü bir de hayvanların boş arazilerde kesilmesi daha da felaket bir durumdu.Eskiden bayramlarda insanlar dostlarına mektup gönderip bayramlarını kutlardı ama şuan ise insanlar birbirine mesaj atmayı tercih ediyor.Bu durum bazıları için kolay ve en rahat yol olarak gözüküyor,bazıları için ise çok acı bir durum olarak.Herkes nerede o eski bayramlar diyerek bunu ima etmeye çalışıyorlar.Bu durum özellikle yaşlıları rahatsız ediyor ve en çok şikayetçi onlar çünkü eski gelenekleri gibi sayılacak bu durumu yakınarak dile getiriyorlar.Bayramların en karlıları ise çocuklar oluyor.Çünkü onlar harçlık toplayarak ve şeker yiyerek asıl bayramın tadını çıkaranlar.

    Necati Aydin 10D 962

    YanıtlaSil
  39. Idil Zeyneb MIRZA20 Kasım 2011 22:53

    Cok normal bir yorummus gibi gelicek ama "nerde o eski bayramlar" demekten baska diyebilecegimiz bir sey var mi sizce? Ben 7-8 yasindayken yasadigim bayram sevinci ile simdiki arasinda cok fark var. Eskiden bayramdan 2 gun once aldigimiz cicili bicili kiyafetleri giymek icin sabirsizlanir, anneannelerimizin, dedelerimizin elinden opup seker gelince actigimiz avuclari ne kadar cok sekerle doldurursak o kadar iyi derdik. Ama simdi kimsede yok o sevinc. Bunun nedeni ya cok yogunuz ya da teknolojinin bizi tembellestirmesi. Ama ben oyumu teknolojinin tembellestirmesi yonunden kullaniyorum. Cep telefonlari, bilgisayar toplumu tembellestirdi ve herseyi onlarla halletmeye basladi. Bayramlarda bir araya gelmek yerine bir tusa basip bitti gitti diyoruz. Bir araya gelmeye gerek yok deyip geciyoruz. Oysa bayramlarda bir araya gelip gorusmek ne kadar mutluluk verici bir olaydir. Kimisi de hic mesaj da atmayip tatile gittigini soyleyip geri donunce "Tatildeydim kusura bakmayin." diye mazeretler uydurdup aslinda tatil boyunca hic birsey yapmayip televizyon karsisinda oturanlar var. Zaten bu gidisle bunu birkac kisi degil herkes yapmaya baslayacak. Bi kere insan isterse zaten ziyaret eder, kart yollar. Istemedigimiz icin, kim ugrasacak dedigimiz icin mesajla, e-maille yapiyoruz bayram kutlamalarimizi. Bana da bu gectigimiz bayram ne yaptin diye sorsaniz bende mesaj attim. Bayram ziyaretlerine gittim ama belli kisiler, her sene gittigim kisilerdi fakat artik kisileri degisteirme zamani geldi diye dusunuyorum. Geleneklerimizi unutmadan bu duruma el atilirsa bunun duzelebilecegine inaniyorum. Ancak onceden de belirttigim gibi hersey istege baglidir. Insan ne kadar yogun olursa olsun isterse o hayatinin arasinda bir yerde bunun icin zaman bulabilir. Cok gec olmadan geleneklerimizi kurtarmak dilegiyle...

    Idil Zeyneb MIRZA 10-D

    YanıtlaSil
  40. Biri bayram mı dedi? Şu dedelerimizin, ninelerimizin ah çektiği bayramlar mı? Onların çoğu artık hatıralarda yaşıyor. Hatıralar Demişken dedemin bana anlattığı eski bayramlar geldi aklıma."sabah namazından önce bütün ev halkı kalkar kahvaltı yapılır ve sabah namazına gidilirdi. Namaza giderken bir gün önce alınmış kurbanlar hava alması için bahçeye çıkarılırdı.” Burada annem araya giriyor; “ bizde aşağı iner onları sever, okşardık”. Onları diyince benim aklım karıştı ve anneannem yüz ifademden anlayıp açıklama yapma ihtiyacı duydu… “mesela bu binada sekiz daire var, hepsi kendi ailesi için bir tane ; eğer maddi durumu sıkışıksa birkaç aile bir tane kurban alır ve onları o gece kazan dairesine koyardık”. Dedem devam eder “namazdan dönerken kasapla birlikte dönerdik, usulüne göre kurban temizlenir, derisi yüzülür; o sırada Türk Hava Kurumunun, Mehmetçik vakfının arabaları geçerdi. Kaya tuzuna yatırdığımız derileri de bizde onlara verirdik(bağışlardık). Sıra et kısmına geldiğinde sırayla kesilirdi. İkizlerde leğenlerle bu etleri eve taşırdı. Etler piştikçe konu, komşu, aşağıda uğraşan kasaba ikram edilirdi. Leğenlerle çıkanlar, pişmiş etlerle iner ve bayramın birinci gününü böyle bitirirdik. İkinci gün büyüklerimiz ziyaret edilir, elleri öpülür; küçükler ziyarete gelir, kurbanlık etler ikram edilir…” Gerçi dedikleri kadar da varmış “ Ah nerde o eski bayramlar ”. Kurban işi ticarete döküldü, ziyaretler fuzuli sayılmaya başlandı. E doğal olarak bunun karşısında insanların tepkisi kaçınılmaz. Kartların yerini alan “SMS”lerde bir şekilde görüşemediğim arkadaşlarıma iyi dileklerimi iletmemi sağlarken bazıları katılarak gülmeme sebep oluyor. Bunlar bir yana gelecek yirmi yıl içerisinde devrin değişmesiyle şimdiki bayramlara “ nerede o eski bayramlar ” diyeceğiz. Her anı doyasıyla yaşamak dileğiyle…

    Ece ESKIKURT 10-D 787

    YanıtlaSil
  41. Denizcan BAĞ 10/C NO:321 Kasım 2011 00:04

    Evet yaşamımda bir bayram daha geçirmiş bulunuyorum. Bu zamanda bayramların eskisi gibi olmadığını düşünüyorum. Eskiden ailecek birlikte olunup ziyafetler eğlenceler verilirdi ama artık bayram, tatil niyetine kullanılmaktadır. Daha öncede belirttiğim gibi bütün akrabaların bir arada olması gereken zamanda herkes tatile yada uzaklara gitmiş oluyor.

    YanıtlaSil
  42. Bu bayram değişiklik olsun dedim ve İstanbul'u gezdim. Hemen hemen her mahalle kaçan kurbanları yakalamaya çalışanlarla, kestikleri hayvanın etini mangalda kavuranlarla doluydu. Her kurban bayramında olduğu gibi yol kenarları yine kan gölüne dönmüştü. İşte bu tür bir tablo benim midemi kaldırmaya yetiyor. Şunu usulüyle tertemiz olarak yapabilen bir allahın kulu çıkmadı karşıma. Hele o can haliyle kaçışan kurbanlar yok mu... Çevreye fazlasıyla zarar veriyor. Geçen sene Ankara'nın merkezinde kaçan boğanın hikayesini bilmeyeniniz yoktur. Polisler bile o kadar teçizata rağmen yine de uzunca bir süre kovalamışlardı. En sonunda boğayı ODTÜ'nün içinde onu uyutarak yakalamışlardı. Herhalde o boğa ODTÜ'ye sınavsız giren ilk canlı olarak tarihe geçmiştir. Gerçekten böyle manzaralarla karşılaşıpta aldırmayanınız var mı? Bu bizim aslında ne kadar duyarsız bir toplum olduğumuzun kanıtıdır.

    Umut Sezgin 10/B 952

    YanıtlaSil
  43. Didem Üyetürk21 Kasım 2011 00:32

    “Bugün bayram, erken kalkın çocuklar!
    Giyelim en güzel giysileri.
    Elimizde taze kır çiçekleri,
    Üzmeyelim bugün annemizi.”
    Bayramlarımızın yaşattığı coşkuyu kelimelere ne güzel dökmüş Barış Manço.. Rahmetle anıyorum değerli sanatçımızı.
    Aslında tam bir klişe oldu dilimize; “nerede o eski bayramlar?!”, anneannemin bu sözü her söylerken iç geçirmesinde ne kadar haklı olduğunu büyüdükçe daha iyi anlıyorum Çünkü anneannemin yaşadığı bayramlar özlenmeyecek gibi değilmiş gerçekten; bayram hazırlıklarına 1 hafta önceden başlanırmış, evler temizlenir komşularla yaprak sarmak için her gün birinin evinde toplanılırmış, bayram çorbası ve birbirinden lezzetli bayram yemekleri yapılırmış. Anneannem o günlerde misafire, dosta ve arkadaşa olan sevgiyi saygıyı anlatır bana; önce aile büyüklerinden başlar, konu komşu mahalleli herkes birbirine bayram ziyaretinde bulunurmuş. Gelen misafirleri sofrada ağırlamadan göndermezlermiş. Eli öpülenler, çocuklar gücenmesin diye bayram harçlıklarını mendillere sarıp verirmiş. Şeker bayramlarında çocuklar üçerli beşerli gruplar halinde yakın civardaki tüm kapıları çalar, şeker toplarlarmış. “Acaba o devirde kötülük daha mı azdı? İnsanlar daha mı masumdu?” diye soruyorum kendi kendime. Kayseri‘de yaşanan vahşetten sonra ebeveynler çocuklarına nasıl müsade etsin tanımadığı insanların kapılarını çalmaya?! Kurban bayramı desen fakir fukaraya et dağıtmaktan ziyade “hak için kurban, küp için et” vaziyeti almış birçoğu için. Büyüklerimizin anlattığı bayramlar, günümüzden çok farklı ve neşe dolu bir ortam, değil mi? Şimdinin bayramları kimisinin misafirden kaçmak için, kimisinin ise yorucu şehir hayatından uzaklaşmak için planladığı tatillere dönüşmüş. Bence toplum olarak değerlerimizi birbir yitiriyoruz.
    Yine de çok umutsuz değilim; çünkü geleneklerimize sahip çıkmaya devam edersek ve bunu bizden sonraki nesillere aktarabilirsek, o eski bayramlardaki beraberliğin getirdiği mutluluğu yeniden sağlayabiliriz. Coşkulu nice bayramlar görmek bizim elimizde.
    Didem ÜYETÜRK 10/D

    YanıtlaSil
  44. Dilber İlkar 10-H21 Kasım 2011 15:58

    Ben yürürken herkes ayakta alkışlıyordu. İnsanlar parmaklarıyla ayaklarımı işaret ederken ben gülümseyerek yürümeye devam ediyordum. Yeni ayakkabılarım herkesin beğenisini kazanmıştı. Toz pembe, ışıltılı, ince ayakkabılarım... Bütün yıl bekledikten sonra şimdi benimlerdi ve hereles onları alkışlıyordu. Aniden ıslıklar ve alkışlar arasından bir ses duydum; alarmın sesi. Yüzümde bir gülümsemeyle uyandım. Etraf çok farklıydı. Pembe küçük yatağım değildi yattığım, büyük, ciddi bir yataktaydım. Pembe ayakkabılarımı hatırladım, gülümsedim. O bayramın üzerinden en az yirmi yıl geçmişti şimdi... Sadece pembe ayakkabılar değil, aile ziyaretleri, bayramın heyecanı, her şey çok çok farklıydı. Yataktan kalktım, hazırlandım. İşe giderken arayacağım nsanları düşündüm; ama bulamadım. Arabadan inerken gözümden dökülen tek damlayıu parmağımla öldürdüm ve güvenliğe gülümsedim; "İyi bayramlar."

    YanıtlaSil
  45. A. Nilay USTA 10-H21 Kasım 2011 18:05

    Bu sabah birşeyi anladım ki artık Barış Manço'nun o ünlü şarkısı"bu gün bayram erken kalkın çocuklar..." mazide kaldı artık hiç bir çocuk bayram sabahı kalkıp bu şarkıyı söyleyip yeni aldığı cicilerini yatağının ucundan alıp giymiyor.Büyüklerin söylediği gibi "yok artık o eski bayramlar", yok artık o şeker toplayan çocuklar çünkü zaman değişti ve kötüleşti artık .Biz bu çocukların kaçırıldığı bir zaman da yaşıyoruz.Annem hep bayramda annesinin tepsi tepsi balava yaptığını dedeminde o tepsileri fırına taşıdığını anlatır.Şimdi söyleyin bana kim bir misafir için bu kadar uğraşıyor, kim kendi elleriyle baklava açıyor?Artık insanlar pastahanelerden börekçilerden hazır ikramlıklar alıyor.Hoş en azından buda evde olduklarını ve misafir beklediklerini gösteriyor çünkü bazıları bayramı tatil bilip evlerinden uzaklaşıyorlar, geziyorlar, otellerde kalıyorlar.Ne olursa olsun bayramlar herkesindir.Bu dünyanın her köşesinde geçerlidir gerek yoksul bir ülkede gerek zengin.Bayramlar herkesindir özelliklede çocukların...

    YanıtlaSil
  46. Büyüklerimizden “eski bayramları” dinleyerek geçirdiğimiz bir başka bayram daha geçti. Kırmızı, sarı, pembe kağıtların sakladığı şekerler tatlı, mendiller içinde paralar saklı, limon kolonyası kokulu, yenilerini giymiş bayramlar artık her el öpüşte anlatılanlar. Peki ya yaşanalar? Bayram belli bir kesim tarafından tatil olarak bellenirken bazıları için büyüklerin saatlerce oturup konuşması olarak algılanıyor. Bayramları bile tanıdıklarımızın seslerine hasret kalarak geçiriyor, mesajlarla idare ediyoruz. O günleri ayaklarımızı uzatarak geçiremeyeceğimiz için gelenlere içten içe kızıyor, 3-5 dakika yanlarında oturup kaçıyoruz. Artık gerçek bayramları ne yaşayabiliyoruz, ne yaşatıyoruz; büyüklerimizin zihinlerinde de tozlu raflardaki yerlerini almaya başladılar. Belki bir süre sonra sadece tatil olarak anmaya başladığımız bir gün olarak silinecek zihnimizden, hayallerimizden. Bilmediğimiz bayramların hasretiyle yetişen bir nesil olarak bırakacağımız değerler ve anılar, hepsi uçacak.
    Naz Beren Alp 10/H

    YanıtlaSil
  47. Taha Kavlakoğlu21 Kasım 2011 19:23

    Gene erkenden uyandık bir bayram sabağina. Barış Manço'nun da unutulmaz şarkısında dediği gibi "Bu gün bayram erken kalkın çocuklar" . Çocuklar erken kalkiyolar onun dediği gibi ama onlarin amaci bayramin zevkini, çoşkusunu yaşamaktan çok gidicekleri tatilin heyecanini yaşıyorlar. Aslinda suç o çocuklarda değil. Asıl suç onları yetiştiren ailelerde. Eskiden bayram geldiğinde insanlar çocuklarını alıp bayram namazina ordanda kurbanları kesmeye giderlerdi. Sonra evlerine gelip güzel bir kahvaltidan sonra en güzel kiyafetler giyilir tüm akrabalar tek tek ziyaret edilirdi. Ama artik bunlar eskide kaldi. Artik bayram insanların gözünde Antalya'da, Bodrum'da geçirilicek öylesine bir tatil gözüyle bakıyorlar. O çocuklar tek tek kapıları çalıp şeker toplamanin zevkine bir türlü varamiyorlar. Herkes nerede o eski bayramlar diye söylenip durmaktansa harekete geçmeli ve en güzel geleneklerimizden biri olan kurban bayramini eski çoşkusuyla yaşamaya çalışmalıyız.
    Taha Kavlakoğlu
    10-H 966

    YanıtlaSil
  48. Beklenen bayram sonunda geldi… Bu bayram bazılarımız için dokuz günlük resmi tatil olursa güzel bir dinlenme ve tatil fırsatı; bazılarımız için ise büyüklerimizle özlem giderme, onların ellerini öpme, küs olduklarımızın gönüllerini alma zamanı. Son yıllarda bayram geldiğinde ister istemez büyükler ve küçükler arasında tatil mi yoksa aile ziyaretleri mi tartışması yaşanıyor. Her iki taraf da kendine göre haklı olduğu için uzlaşma sağlanamıyor ve dolayısıyla aile içi gerginlikler başlıyor.
    Toplumun bireyleri kendi ailesinden gelenek ve göreneklerini öğrenirken bunu içselleştirerek büyür ve olgunlaşır. Ancak birey, belli bir olgunluğa geldikten sonra bu gelenek ve görenekler üzerinde kendince değişiklikler yapma yoluna gidebilir, bu gayet normaldir. Kişinin çocukluğunda aileden edindiği bayram kültürü, gelecekte yaşayacağı bayramlara da bakış açısını değiştirir. Bir çocuğa bayramda zorla akraba ziyaretleri yaptırmak ya da el öpmek öğretilmeye çalışılırsa; ileride bu çocuk bayramlara karşı bıkkınlık gösterebilir. Bu noktada anne babanın bayram kültürünü aktarma biçimi ve çocuğa karşı sergilediği tutumları çok önemlidir. Çocuğu bayram geleneklerinden soğutmadan, bundan da önemlisi bayram gününün manevi değerini ona anlayabileceği bir dilde anlatarak bu süreç tamamlanabilir. Böylece bayram konusunda yaşanan çatışmalar en az seviyeye indirilir. Çocuk yetişkin olduğunda da, bayram kültüründen tamamen kopmasa bile, bayramı bir tatil aracı olarak görüp bu süreci dinlenmek ve tatil yapmak için kullanmak isteyebilir. Teknolojinin yardımıyla, dostlarının ve akrabalarının bayramını kutlayabilir. Teknoloji iletişimi farklı bir boyutta iletiyor olsa bile hatırlamak ve hatırlanmak güzel bir duygudur ve insana özel hissettirir. Bu davranış biçimi, kişinin bayramları ‘eski bayramlar’ı yaşayan kişiler kadar önemsemediği anlamına gelmez. Bayram coşkusu kişinin içinde olan bir duygudur. Dolayısıyla, kuşak farkını ve değişen dünya koşullarını göz önüne alarak, büyüklerin ‘nerde o eski bayramlar’ şeklinde yaklaşmaktansa, yeni neslin de bayram coşkusunu kaybetmediğini, bunu farklı dillerde ve şekillerde ortaya koyduğunu görmesi gerekir. Herkese sevdikleriyle beraber mutlu bayramlar, her gününüz bayram gibi güzel olsun..
    NAZ KARASU 10-H 791

    YanıtlaSil
  49. Nilsu Õzler 10-D 79921 Kasım 2011 20:14

    Her yıl olduğu gibi bu yılda bir bayram geldi ve geçti. Yine eskilerin ağzından 'Nerede o eski bayramlar?' cümlesi eksik olmadı tabiki. Bir kaç yıldır benimde olmuyor aslında.. 'Neden?' dediğinizi duyar gibiyim.. Sizi daha fazla merakta bırakmadan açıklayacağım: Bir kaç yıldır benim de olmadı çünkü; insanların kalbinden, içinden gelerek kutladıkları, gerçekten bayrama 'bayram' diye sevinen toplum çok az artık.. Çoğu insanlar bayramlarda kendilerine tatil planları yapıp, bayramı bayram gibi yaşamıyorlar. Her zaman görüşemediğimiz, sadece özel günlerde yanında olabildiğimiz, ister istemez anı paylaştığımız akrabalarını es geçiyorlar insanlar.. Kuru, klasikleşmiş, belki okumaya ihtiyaç bile duymadığımız 'nasılsa bayram mesajı işte' dediğimiz hazır metinler yolluyoruz sevdiklerimize. Onların sıcaklığını hissetmiyor da telefonun çıkardığı bir ses ile onları hissediyoruz, en azından hissettiğimizi sanıyoruz. Hal böyle olunca tabi, insan ister istemez endişeleniyor gelecek nesiller için.. En azından adı 'bayram' olarak sürdürülebilen ama içi boş günler bırakmayı başarsak geleceğe.. Nilsu Õzler 10-D 799

    YanıtlaSil
  50. Bayram sabahları farklı doğar Güneş...Aslında doğan güneş aynıdır da,sabahın ilk ışıklarıyla uyanan yüzlerdeki mutluluk;umut,kadınların binbir telaşla,yoğun kalabalıkta hazırladıkları zengin kahvaltılar,erkeklerin tertemiz giysilerle,ayrı bir istekle gittikleri bayram namazları,çocukların bir an önce bayramlıklarını giyip harçlık toplama,harçlıklarını diğerler çocuklarla karşılaştırma arzularıdır bu sabahları farklı kılan...Her ne kadar çoğumuzun "eski bayramlar" diye başlayan cümleleri duyma sıklığı artmış olsa da,"yeni bayramlar"ın tadını da yeterli bulan azınlıktanım ben.(tabi hala öyle bir azınlık varsa)Öyle ki,hiçbir bayramımın akrabalarımdan,misafir ziyaretlerinden uzak geçtiğini,kapımızın önündeki ayakkabıların beş çiftten eksik olduğunu hatırlamam.Mis kokulu ninelerin naftalin kokan,kenarları beyaz,yeşil,kimi zaman pembe tığ işli olan mendillerden verdikleri bayram harçlıkların,kalabalıkta,ailecek edilen bayram kahvaltılarının,kapıya gelen çocuklara şekeri kim dağıtacak kavgalarının hatta karşı apartmanın bahçesine bakan balkonumuzdan kurbanlığın kesilişini kimi zaman korkak,kimi zaman öfkeli,kimi zamansa çocuksu bir acıma duygusuyla izlediğim o saniyelerin tadını hiç bir otel odasında,hiçbir turistik gezi mekanında bulamam.Bu tür yerler, taze pişmiş et kokularıyla bezenmez,buraya gelenlerin dilleri yeni kolonyalanmış ellerle aldıkları çikolata ve şekerlerin acımtrak tadını almazlar çünkü.Diyeceksiniz ki "Böyle bayramlar kaldı mı artık?" Evet,kaldı ve benim için hep kalacak.Sadece benim için değil,ailesinden gördüklerini,geleneklerini,ziyaretlerini yaşatanların,hatırların tadını cep telefonuyla yazılmış satırların tadından,gezmelerden,seyehatlerden çok bulanlar için de kalacak.Böylelerinin yıllar geçse de,misafiri bol,arayanları çok olcak.Gün geçtikçe yaşlanan bedenlerimizle birlikte,kapılarımızın önündeki ayakkabılar çoğalacak,hürmet edilip öpülen ellerimiz bayram geleneklerini yaşatan yeni nesillerin dudaklarıyla dolacak.

    YanıtlaSil
  51. Pınar Temel 10H21 Kasım 2011 20:25

    Günümüzde insanlık ilişkilerinin çoğu kopmuş durumda. 'İletişimsizlik' dediğimiz kavramla karşı karşıyayız. Bunun temel nedeni, insanların dışarı çıkıp gezebileceği, bitirmesi gereken birçok işi tamamlayabileceği, ailesiyle veya yakın çevresiyle zaman geçirip kültür ve fikir paylaşımında bulunacağı zamanın yerini, hızla gelişen teknolojinin almasıdır. İşte teknolojinin iletişimsizliğe yol açtığını açıkça bayramlarda görebilmekteyiz. Yıllardan beri sevgiyle kutlanan, insanların bir araya geldikleri, özenle yemekler hazırlayıp misafir bekledikleri, küçük çocukların el öptüklerinde yüzlerinde bir gülümsemenin çiçek gibi açacağını bildiğimiz bayramlar.. Hiçbir bayram hazırlığında bulunmadığımız gibi, bir de bayramları hiçe sayıp, tüm bir yılın yorgunluğunu ara sıra attığımız tatillerden sayıyoruz bayramları. Sığındığımız küçücük şehirlerden kaçıp başka şehirlere dinlenmeye gidiyoruz. Bazılarımız, başka şehirlere kaçan insanlar dolayısıyla sessiz ve huzurlu bu ortamda, evlerinde öğlenlere kadar uyuyarak yararlanıyor bayramlardan. Ben, diğer bayramlarda sırf ailem bana: "Ayıp olur, gider az oturur kalkarız." dediği için ziyarete gittim. Bu bayram ise, en yakın akrabalarımı hiç görmedim, aramadım. Korkarım ki, bundan sonra bizde de, bizden sonraki nesillerde de 'bayram' dıye bir kavram olmayacak. Yüz yıllardır nesilden nesle aktarılan bu güzel ve kudretli günlerimiz de, akıp giden zaman ve teknolojinin etkisiyle yozlaşıp yok olacak.

    YanıtlaSil
  52. Ilgın Canbay 10-C22 Kasım 2011 00:50

    Bayramlar, geçmişten günümüze kadar gelmiş en önemli geleneklerimizden biri olarak kabul edilebilir. Her ne kadar günümüzde, o eski bayramların birçok değeri yitirilmiş olsa ve bunun yanında bayramlar artık bir tatil zamanı olarak değerlendirilse bile, bizi hala yakınlarımızla bir araya getiren yine bayramlarımızdır. Herkes bayram günü özenle giyinir ve genellikle ilk gün ailenin büyüğü ziyaret edilir. Ziyarete gidilirken mutlaka bir armağan götürülür ki bu genellikle çikolata olur. Hal, hatır sorulur, el öpülür ve genellikle çocuklar baryam harçlıklarını alırlar. Belki de bu onların bayramları heyecanla beklemelerini sağlayabilecek tek neden olabilir. Tüm bunların yanında, gelen misafirlere mutlaka ikramda bulunulur. Yapılan ikramların tadı her zaman bir başkadır zaten. Bu önemli günde yapılan hoş sohbetler ise asla unutulmaz. Her ne kadar sohbetlere doyum olmasa da bayram ziyaretleri genlellikle kısıtlı sürelerde gerçekleştirilir; çünkü gidilecek pek çok yer vardır. Akrabalar, eş, dost ziyaret edilir, uzun zamandır görmediğimiz yakınlarımızla tekrardan biraraya gelinir ve aramızdaki bağlar birkez daha bu sayede güçlenir. Bütün bu anlatılanlara günümüzde dahi maalesef bu kadar önem verilmemekte ve bayramlar öz benliğini yitirmektedir. Kim bilir gelecekte dönüp baktığımızda bu günleri nasıl arayacağız.

    YanıtlaSil
  53. Suna SÖNMEZ 10-H22 Kasım 2011 18:28

    Bayramlarda çocuklar bayramlıklarını giyer, büyüklerin eli öpülür, tüm aile bir araya gelir, küsler barışırdı eskiden.Çok eskilere gitmeye gerek yok, en yakında biz küçükken öyleydi. Bayram yaklaşırken büyük heyecanla yeni kıyafetler alır, bayram sabahı anneanne, dede ve babaannelerimizi ziyaret eder el öperdik.Uzaktaki akrabalarımızı görür, en çok da bütün aile bir arada olucak diye sevinirdik; ama herkesin ağzında dolaşan o sözde denildiği gibi eski bayramların tadı yok artık, devir değişti.. Devir değişti ve biz geleneklerimizden vazgeçiyoruz.Bayramların herkes için tatil olmasının amacı bu geleneklerimiz olmasına rağmen bayram yaklaştımı artık bayramlık alışverişinden çok tatil bölgelerinde , tatil köylerinde yer olup olmadığına bakıyoruz ve bir bakıyoruz ki çoğu otelin rezervasyonları en geç üç ay önceden dolmuş oluyor ve biz de bir yer bulup tatile gitmeyi, hiç olmadı evimizde öğlene kadar uyuyup sonrasında evde dinlenmeyi ya da sinemaya gitmeyi tercih ediyoruz.Belki birkaçımız evlerinde bizi bekleyen ve devir değişsede geleneklerini kaybetmeyen babaannelerimizi arıyoruz yada belki birkaçımız onu bile yapmadan belki bir toplu mesaj atıyor hepsine "İyi bayramlar.." diye, ama bir yanlışlık yok mu sizcede? Gelenekler gerektirdikleri olmadan sadece adlarıyla yaşayabilirlermi? o zaman düzeltiyoruz "İyi tatiller herkese.."
    Suna Sönmez 10/H 797

    YanıtlaSil
  54. Yaprak Çakın 10-H24 Kasım 2011 00:17

    Şu dünyadaki en mutlu kişi mutluluk verendir
    Şu dünyadaki sevilen kişi sevmeyi bilendir
    Şu dünyadaki en bilge kişi kendini bilendir
    Şu dünyadaki en olgun kişi acıya gülendir

    Bütün dünya buna inansa, bir inansa
    Hayat bayram olsa
    İnsanlar el ele tutuşsa, birlik olsa
    Uzansak sonsuza..

    Bu bayram şarkısını her duyduğumda içimde bir heyecan, sevinç ve coşku oluşur. Her zaman bir tebessüm yayılır yüzümde, ne de güzel anlatılmıştır aslında. Aynı Barış Manço 'nun 'Bugün bayram erken kalkın çocuklar, giyelim en güzel giysileri, elimizde taze kır çiçekleri, üzmeyelim bugün annemizi' sözleri gibi.. Peki sizce bayramlar hala böyle mi? Bu günlerde bir reklam var: yaşlı adam, bayram sabahı elinde şeker dolu bir kapla kapıyı açar ve çocuklara sorar: 'nerde o eski bayramlar?'. Çocuklar ise şaşırarak : 'Valla biz görmedik amca' der ve yaşlı adamın elindeki şekerlerle ilgilenmeyip para isterler . Evet yaşlı adam çok haklı. Nerde o eski bayramlar? Hatırlıyorum küçükken her şey çok farklıydı. Eskiden insanlar bayramı iple çekerlerdi. Erkenden kalkılır, yeni, temiz bayramlıklar giyilir, önce anne babayla sonra da aile büyükleriyle bayramlaşılırdı. Büyüklerin eli öpülürdü onlar da şeker, mendil veya hediye verirdi. Ertesi gün ise yakın akrabalar ziyaret edilirdi ardındansa apartman komşuları.. Bir sonraki gün onlar bize gelir, gelen misafirlere şeker, çikolata ikram edilir; eger kurban bayramı ise kesilen kurban eti pişirilip kavurma yapılarak hem aile arasında, hem komşular arasında hem de fakirlerle paylaşılır, gelen misafirlere de ikram edilirdi. Çocuklar apartmanı dolaşarak herkesin bayramını kutlarlardı ve onlara önceden ayırılan bozuk para veya şeker ile kapı açılırdı. Şimdi ise bayram demek 2-3 gün hatta bazen 1 haftaya ulaşan 'tatil' demek.. Çalışan insanlar bayram tatilini fırsat bilip şehirden uzaklaşıyolar ve mevsimine göre farklı yerlere gidiyorlar. Büyüklerinin bayramını kutlamayı da unutmuyorlar tabi(!), bir telefon etmek veya bir bayram mesajı atmak normal geliyor herkese. Gün geçtikçe gelenek ve göreneklerimizi kaybediyoruz, onlara sahip çıkamıyoruz. Yeni nesiller bayram nedir bilmiyor. Yaşadığımız bayramlara anlam katamıyoruz, insanlarla iletişimimiz azalıyor. Eğer biz şimdiden sahip çıkarsak yeni nesillerde devam ettirecektir.

    Yaprak Çakın 10-H

    YanıtlaSil
  55. İnsanlar hiçbir zaman anı yaşamayı bilemedi. Hiçbir zaman ''-di''yi ve ''-ecek''i unutamadı. Eski bayram çocuklarını hafızalarına kazıyıp, kendi çocuklarını ayıpladılar. Bayram gezmelerine özenip, yan komşunun kapısı çalmaya üşendiler. Kimse o sevinci, coşkuyu ve heyecanı bugünde yaşatmaya çalışmadı. Bir kez olsun bütün yıl yalnızlık çeken, içi burkuk büyüklerini ziyarete gitmedi. Mutlu olsun diye şeker verip, bir iki lira harçlık tutuşturmadı çocuğun eline. süsleyip püslemek için erkenden kaldırmadı çocuğunu.Sadece söylendiler. Hep yapıldığı gibi. Belki bizim 'eski bayramlar' dediğimiz bayramlar da o günlerde iç çekilip, 'Ah ah' diye geçirilirdi. Sonuçta bizim eski topraklarımızdan önce de eski topraklar, eski bayramlarımızdan önce de eski bayramlar vardı. İnsanlardan başka türlüsünü beklemek tuhaf olacak belki de. Bayramlarda, kaçırılan çocuk sayısı artan bir ülkede yaşadığımıza göre kim çocuğuna kapı kapı dolaşıp el öpmesini söyler? Cana geleceğine, bayrama gelsin. Zaten maksat eski bayramları yaşamak değildi ki. Maksat; bayramı bugün yaşamaktı.Pelin BİLGİN 10C 843

    YanıtlaSil

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Grants For Single Moms